🎉 Dünyanın Kendi Çevresinde Döndüğü Kabul Edilen Doğruya Ne Denir
Dünya kendi ekseni etrafında batıdan doğuya doğru döner bu yüzden doğuda güneş batıdan her zaman erken doğar erken batar GÜNLÜK HAREKETİN SONUÇLARI 1- Dünyanın, kendi etrafında en hızlı döndüğü yer Ekvatordur. Kutuplara doğru hız azalır. Buna, Çizgisel hız denir. Çizgisel hızın her enlemde farklı olmasının
Dünyanınen zengin yeri neresi ? - 1000Kitap. 1416 syf. ·. 11 günde. ·. Beğendi. ·. 9/10 puan. Muazzam bir eseri geride bıraktık ve en başta söylemem gerekiyor ki uzun bir inceleme olacak.
Hallac-ı Mansur tek bir cümle ile, Karl Marx ve Friedrich Engels’in başlangıcını oluşturmuştu. “En-el Hak” sözü, bilimsel bir ifadeyi içermektedir. Parça bütüne aittir ve bütünün bilgisini taşır. Tüm kainat insanın içinde, insan da o kainatın içindedir. Bu sözler, Karl Marx’ın felsefi düşüncesi ile
Genellikle“Ay Dünyanın etrafında döner” denir. Evet bu bir bakıma doğrudur ancak olan biteni tam olarak açıklayamaz. Çok açık bir şekilde söylemek gerekirse, Dünya ile Ay, ortak ağırlık merkezleri etrafında, gövdesinden tutularak çevrilen bir dambılın iki topu gibi dönerler.
2)Dünyanın ve diger gezegenlerin Güneşin çevresinde ki yörüngelerde dolandığını kanıtladı.kopernik'in modeli şuansa kabul edilen evren modeliyle aynıdır.Parçadanda örnek verecek olursak Dünya'nın güneş çevresinde döndüğünü biliyoruz.Ama biz kopernik'in bilmediği bir şey daha biliyoruz.Bizim görkemli Güneşimizde
Dünya kendi ekseninde ve Güneş'in etrafında döndüğü halde, o gün, o gece ve yıl boyunca aynı kaldı. Dünya'nın ekseni üzerinde ve Güneş'in etrafında dönmesi dedektörün uzayda farklı yönlere çevrilmesine neden olduğundan, Penzias ve Wilson sesin Güneş sisteminin, hatta galaksinin ötesinden geldiği sonucuna vardılar.
EDEBİYAT ve DİLANLATIM : Edebiyat-İSLAM UYGARLIĞI ÇEVRESİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI. XI.-XII. Yüzyıllarda İslamiyet ve Türk Kültürü. Türkler, Müslümanlarla ilk defa Hz. Ömer’in halifeliği sırasında (634-644) yapılan fetihler sırasında karşılaşmışlardır. 751 yılında Talas Savaşı’nda, Türklerin
AncakDünya'da kendi yörüngesinde Güneş'in çevresinde döndüğü için AY'ın evrelerinin dönüşümü için biraz daha uzun bir zaman, 29,5 gün gerekir. Diğer gezegenlerin uydularının aksine Ay Dünya'nın ekvator düzlemi üzerinde değil, tutulum düzlemi yakınlarında yörüngededir.
Ekliptik: Dünyanın yörüngesinden geçtiği varsayılan düzleme ekliptik veya yörünge düzlemi denir. Ekvator: Yer küresinin karşılıklı kutuplarının tam ortasından geçtiği kabul edilen büyük çember.
Buna 1 gün denir. Dünya, kendi ekseni etrafında atmosfer ile birlikte döndüğü için bu dönüş hissedilmez. Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki hızı en fazla Ekvator üzerindedir. Bu hız saatte 1670 km.dir. Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları nelerdir: Gece ve gündüz birbirini takip eder.
Hicrî Şemsi Takvime Türkiye’de Rumî Takvim de denir. Hz. Peygamberin Kabe’ye geliş günü olan miladi 20 Eylül 622 tarihini, Hicri sene başlangıcı olarak kabul eden, Arapça’da güneş anlamına gelen Şems kelimesinden de anlaşılacağı üzere, dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan bir takvimdir.
Ekvatordüzlemi, dünyanın merkezinden geçer. Bu çember dışarı doğru genişletilse, genişletilmiş çember ile kabul edilen gök küresi kesişmesine “gök ekvatoru” denir. Ekvator yeryüzündeki bir noktanın belirlenmesinde kullanılan koordinat sisteminin bir parçasıdır. Gök ekvatoru ise astronomide kullanılır.
SQQN. Ünite 9 Din ve Kutsal Din İnancın Kurumsallaşması Dinin Boyutları Din, doğrudan doğruya doğaüstüne işaret eder. Doğaüstü kavramı, gözlemlenebilir dünyanın ve duyularımızla algıladığımız çevrenin ötesini anlatır. Bu yüzden doğaüstü alan, her ne kadar inananların varlığından kuşku duymadığı bir alan olsa da kestirilemeyen, deneysel olmayan, gözlenemeyen ve bunlara bağlı olarak sıradan kişilerce fânilerce açıklanamayan bir alandır. Doğaüstü tarihsiz bir alandır; burada zaman yoktur, burası mutlak kudretin ve sonsuz mutluluğun alanıdır. Doğal dünya ise zamanlıdır, zaman tarihi yaratır, insan ve diğer canlılar bu tarihin içinde iniş çıkışlı sorunlu bir kaderi yaşar. İnsanlar, doğaüstü olarak kurgulanan kutsalın bir parçası olmak için, bu dünyadaki yapıp etmelerini amellerini olabildiğince dinin emirlerine uydurmaya çalışırlar ve bu yolla öldükten sonra kutsalın parçası olmayı hak etmeye çalışırlar. Ancak tahayyül edilen kutsalın, dünyevi olan içindeki erişilmezliği ve dokunulmazlığı bir yana, bir şekilde dünyevi alanda temsil edilmesi gerekir. Bu temsil, dünyada olup biten doğa olaylarının ya da canlıların başına gelenlerin doğaüstü güçlere atfen yorumlanması, dünyevi alanda var olan bazı şeylere doğaüstünün buradaki simgeleri olarak anlam yüklenmesi biçiminde gerçekleşir. Kimi zaman bu temsil belirli eylemlerle gerçekleştirilir. Bu eylemlere biz ayin diyoruz. Din ve inançlar yoluyla insanlar; kontrol edilemeyen, tahmin edilemeyen ve istenmeyen olaylar karşısında güven ve dayanma gücü temin ederler. Bu güven ve dayanma gücü, insanların kendi çevrelerine uyarlanmalarında önemli bir etkendir. Bu bakımdan din ve inanç sistemleri, insanların yaşadıkları döneme, geçim ve yaşam biçimlerine ve ekolojilerine uygun geniş bir çeşitlilik gösterir. Yukarıda değindiğimiz gibi dinin bir boyutu inanç ise diğer boyutu bu inancı ifade etmek, pekiştirmek ve bu inanç etrafında bir dayanışma ve kimlik yaratmak amacıyla düzenlenen ritüel boyutudur. Ritüel boyutu, kutsallığı simgeleştiren ayinler ve çeşitli ibadet biçimlerini içeren kurumsallaşmış davranış örüntüleri olarak tanımlanabilir. Bu örüntüler bir eylemin yerine getirilmesi ya da bazı eylemlerden kaçınmak biçiminde gerçekleşir. İslam’daki cuma namazı, Ramazan orucu ya da Hac farizesi; Hristiyanlıktaki büyük perhiz, çeşitli Hac ziyaretleri, Noel ayini; Museviliğin dinî tatil günü sayılan cumartesi günü bütün işlerden kaçınma davranışı; çeşitli inanç biçimlerinde karşımıza çıkan yağmur duası, Avustralyalı Aborijinlerin bereket ayini bu boyutun görünür örnekleridir. İnanç Sistemlerinin Çeşitliliği Farklı tarihsel ve ekolojik koşulların etkisiyle ortaya çıkmış, bu koşullarla bağlantılı biçimde çeşitlenmiş geniş bir inançlar yelpazesinden söz edebiliriz. Bu inançlar, somut şeylerin kutsallaştırılmasından başlayarak soyut ve mutlak kudret sahibi bir tanrıya veya tanrılara inanç çerçevesinde örgütlenmiş dinlere kadar çeşitlilik gösterir. Din ve Uyarlanma Toplumların yaşadıkları çevreye uyum sağlama biçimleri ve bu biçimlerin yerleştirdiği dünya görüşü, son tahlilde, onların inanç sistemlerini de etkilemektedir. Örneğin avcı- toplayıcıların inanç sistemleri, onların geçim biçimiyle yakından ilişkilidir ve avcı-toplayıcı hayatın odağında yer alan toprak, bitki ve hayvanlar merkezinde örgütlenir. Dinin Somutlaşması İbadet ve Ayinler Bir inanç sistemi olarak din, sadece bir öğreti ve dünya görüşü olarak var olamaz. Dini yaşanır kılan ve insanların tek tek dünyevi ortamdan kutsal alana geçmesini sağlayan törenlerle din insana ulaşır. Toplu ya da tekil olarak gerçekleştirilen bu törenlere ayin diyoruz. Ayinlerin en önemli özelliği onların tekrarlanır olmasıdır. Tekrarlanma, inancı pekiştirir ve insanların dünyevi kaygılar içinde dinden uzaklaşmasını önler. Dolayısıyla ayinler, belirli zaman ve mekânlarda tekrar edilen, büyük ölçüde kalıplaşmış, bir programa göre tekrarlanan davranışlardır. Bu düzenlilik hem katılımcıların güven duygusunu pekiştirir hem de evrenin ve toplumun düzeni yeniden üretilmesini sağlar. Dünyevi alandan kutsal alana geçiş; çoğunlukla abdest almak, temiz giysiler giyinmek, cinsel ilişkiden kaçınmak, belirli şeyleri yememek ve içki içmemek gibi başka ara davranışları da gerektirir. Temel İnanç Sistemleri Animizm, Animatizm ve Animalizm Animizm insanlarda ve diğer canlılarda var olduğu düşünülen ruhların fiziksel çevrede bulunan her türlü nesnede de bulunduğuna inanılmasıdır. Animizm kuramını antropolog Tylor geliştirmiştir. Tylor, animizmi bütün dinlerin temeli kabul eder. Ona göre uyku, uyanma, düş, hayal kurma, sarhoşluk, karabasan, trans, cinnet ve ölüm gibi yaşantılarını ruhların davranışlarıyla ilişkilendiren ilkel insanın, aynı ruh dünyasının kendi çevresinde bulunan canlı ve cansız bütün varlıklarda da bulunduğuna inanması, dinin başlangıcıdır. Bu inanç biçiminin en önemli etkisi, canlı ve cansız her şeyde ruhların varlığını gören insanın, onları incitmekten ve onlara zarar vermekten çekinmesidir. Animatizm ise bunun bir adım öncesidir ve insanların bütün doğayı canlı olarak algılaması biçiminde tanımlanabilir. Animalizm, insanların hayvanlarla kurduğu özel mistik bir ilişkinin adıdır. Özellikle avcı kültürlerde avcıyla avı arasında büyüsel ve mistik bir ilişki kurulur. Animalizm, bu ilişki çerçevesinde ortaya çıkan bir dizi işlemlerin toplamıdır. Bunlar arasında hayvanın insana benzetilmesi, avcının öldürdüğü hayvandan özür dilemesi, kemikleriyle fala bakılması ve av öncesinde avın iyi geçmesi için düzenlenen büyü sırasında avlanacak hayvanın taklidinin yapılması gibi işlemler yer alır. Özellikle Kuzey Amerika’nın Kızılderili kültürlerinin av ritüellerinin temeli animalizme dayanır. Şamanizm Şamanizm, animistik temelde ortaya çıkmış karmaşık dinsel, büyüsel ve tıbbi uygulamalar bütünüdür. Şamanizmin merkezinde şaman adı verilen mistik bir kişi yer alır. Şaman hem geleceği bilen hem sağaltıcıhekim hem de büyücüdür. Doğaüstü ile ilişki kurma yeteneği ve yetkisi vardır. Bu yolla gaipten öte dünyadan haber alabilir, insanların taleplerini oraya iletebilir. Özgün Sibirya ve İç Asya kültürlerinde görülen, kimi Pasifik adalarında ve Kuzey Amerika’nın bazı Kızılderili topluluklarında da rastlanan şaman ve şamanizm uygulaması, her ne kadar Sibirya kökenli olsa da bütün dünyadaki benzer deneyimler ve uygulamalara genellenmektedir. Şamanizmi diğer inanç sistemlerinden ayıran en önemli yön, onun kurumsal ve örgütlü bir yapısının olmamasıdır. Şamanizm bireysel mistik bir etkinliktir. Tamamen kişisel yeteneğe ve büyüsel uygulamalara dayanır. Bu yüzden bir din olarak kabul edilmez; ancak kişilerin mistik sorunlarını çözen ve bazı toplumsal işlevleri yerine getiren bir inanç sistemi olarak kabul edilmelidir. Teizm Doğaüstü alana mensup bir ya da birden çok yüce ve ölümsüz tanrının varlığına dayanan, bütün ölümlü varlıkların onların varlığıyla ilişkili olduğunu ve onların hükmü altında bulunduğunu savunan inanç sistemlerine teizm adı verilmektedir. İki tür teizm vardır. Birincisi, soyut ya da insan veya başka bir varlık görünümünde, kadere hükmeden çok sayıda tanrının varlığına inanılan çoktanrıcılık panteizm sistemleridir. Afrika’da, Güney Amerika’daki Maya, Aztek ve İnka kültürlerin de, güneydoğu Asya ülkelerinde, eski Yunan, Roma ve Arap dünyasında eskiden yaygın biçimde var olan bu inanç biçimi bugün oldukça zayıflamıştır. İkincisi, evreni ve onun içindeki bütün canlı ve cansız varlıkları yaratan, insanın kaderine hükmeden ve onu gözetim altında tutan, insanlarla zaman zaman kendi elçileri yoluyla ilişki kuran tek bir yüce Tanrı’ya imana dayanan tek tanrıcılık monoteizm inancıdır. Ortadoğu’da ortaya çıkmış olan ve Hz. İbrahim kaynaklı olduğuna inanıldığı için İbrahimî dinler adı verilen Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam tek tanrılı dinlerin başlıca örnekleridir. Bu dinlerin bir başka özelliği Tanrı’nın kendi elçileri aracılığıyla gönderdiği birtakım kutsal metinlere dayanmasıdır. Doğu Mistisizmi ve Yeniden Doğuş İnancı Doğu mistisizmi; yaşarken azla yetinme, çile çekme, başka canlılara zarar vermeme gibi erdemleri gözetmeyi, bu erdemlerle yaşanan bütünlüklü bir hayatın ödülünün ise yeniden insan olarak hayata gelmek olduğunu öne süren çeşitli inanç sistemlerinden oluşur. Bunlar mistik ve ahlakçı sistemlerdir. Tek tanrılı dinlerin, insanın doğa üzerinde mutlak egemenliğini meşru kılan ve insanı yaratılmışların en değerlisi olarak gören genel tasavvurunun aksine, Doğu mistisizminin temelinde insanın da doğanın bir parçası olduğu, insanla diğer canlılar arasında hiyerarşik bir ilişki bulunmadığı fikri yatar. Bu mistik dinlerin başında Budizm yer almaktadır. Esasen kast sisteminin katı tabakalaşmasına bir tepki olarak doğan ve hayatın temelinin acı olduğunu söyleyen Budizm’de hedef, insanın nirvana’ya acıdan mutlak kurtuluşa ulaşmasıdır. Doğu Asya’nın ikinci büyük inanç sistemi olan Hinduizm’de ise mutlak kudret sahibi tek tanrı ve ibadet fikri reddedilmiştir. Bunun yerine bir tanrılar birliği panteon söz konusudur. Hinduizm, bir tür boyun eğme tevekkül ve kabullenme darma vaaz eder. Herkes içine doğduğu toplumsal tabakadan kasttan kaynaklanan statüyü kabul edip bunun gereklerini yerine getirmelidir. Doğu Asya’da yaygın olan ve bir dinden çok doğru yaşamaya ilişkin birer dünya görüşü olarak kabul edilebilecek Konfüçyusçuluk ve Taoculuk, Doğu mistisizminin en önemli öğretileri arasında yer alır. Bunlar inanç ve ibadetten ziyade ahlak öğretilerine dayanır. Bu ahlak öğretileri bir yaşam biçimi öngörür. Konfüçyusçulukta erdem, yüce gönüllülük ve sevgi gibi temel temalar vardır. Bu temalar, bir bütün olarak insanın doğasında mümkündür. Dolayısıyla asıl mesele bu doğayı dünyevi hayat içinde açığa çıkaracak terbiye ve işlemlerin bilinmesi ve buna göre yaşanmasıdır. Açığa çıkarma işleminin en önemli evresi içgörüdür. Kişi içine döndüğü, dolayısıyla dünyevi zevk ve hazlardan uzaklaştığı ölçüde doğasının bu temel özelliklerini bulabilecektir. Taoculukta ise mistik ve metafizik yönler daha büyük ağırlık taşır. Burada insanın içgörü yoluyla kendine dönmesinin yerini, kendisini yetiştirmesi alır. Bu yetişme sırasında insan kendisini bilecek, böylelikle evreni de bilebilecek ve onunla bütünleşecektir. Doğanın bilgisi ve birliği ancak evrenin küçük bir modeli olduğu düşünülen insanın kendi doğasını denetlemesiyle kavranabilir. Bunun yolu meditasyondur. Bağdaştırmacılık Senkretizm Dinler ve inançlar arasında yaşanan kültürlenmeye bağdaştırmacılık denir. Dinler ve inançlar arasında ortaya çıkan temaslar sonucunda, dinler ve inançlar birbirlerinden kimi inanç ve ibadet öğelerini alarak kendi inanç sistemleri içinde özümserler. Tanrılar, dinsel uygulamalar ve yorumlar ödünç alınabilir. Başka inançlara ait simgeler ithal edilerek bu simgelere yeni ya da yerli anlamlar yüklenebilir. Tabular, Kültler ve Dinsel Simgeler Tabular İnanç sistemlerinin yanaşılmasını, dokunulmasını, yenilmesini, hatta kimi zaman adlarının anılmasını yasakladığı canlı ve cansız varlıklardır. Bazı toplumlarda tabu sayılan bu nesnelere dokunma hakkı, sadece belirli kişilere ait olabilir. İslam ve Yahudi inancında kirlilik tabusu olan şeyler tanımlanmıştır. Örneğin domuz yeme yasağı böyle bir tabudur. Birinci derecede akraba sayılan kişilerle cinsel ilişki yasağı, yani ensest tabusu, hemen hemen bütün kültürlerde vardır. Bazı durumlarda kimi tapınaklara kadınların girmesi de yasaklanmıştır. Örneğin Yunanistan’ın Athos Dağı’nda bulunan Ortodoks manastırlarının bulunduğu geniş topraklara hiç bir kadın giremez. Bu da bir kirlilik tabusu olarak tanımlanabilir. Kültler Kültler, kutsal olarak tanımlanmış varlıklar etrafında oluşmuş inanç ve tapınma biçimleridir. Bu varlıklara saygı duyulur, tapınılır, zaman zaman kurbanlar sunulur ve onlar için ayinler düzenlenir. Bu ayinler belirli kült araçlarını kullanma yetkisi olan cemaat veya din önderlerince yönetilir. Kültler; arınma, bereket ve doğurganlık gibi temaların odağında yer alır. Bu çerçevede örneğin Anadolu’da taş, ağaç, su gibi kültlere rastlarız. Zaman zaman rastladığımız çaput bağlanmış ağaçlar, ağaç kültünün örnekleridir. Dinsel Simgeler Dinsel simgeler, soyut dinsel öğelerin somut biçimde algılanmasına hizmet eden nesne, davranış ve tutumlardan oluşur. Bunlar Hristiyanların haçı gibi nesnel olabilir. Haç, İsa Peygamber’in insanlık adına acı çekmesini ve kendisini feda etmesini simgeler. Belli ayinsel davranışlar da simgesel anlamlar taşır. Örneğin Şiilerin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in Kerbela’da öldürülmesinin acısını nasıl derinden hissettiklerini yansıtan Muharrem ayinindeki davranışlar böyle bir simgesellik taşır. Kimi dinlerde belirli sözcükler ya da belirli tutumlarda simgesel anlamlar taşır. Sözgelimi bir Müslüman’ın ezan okunduğu sırada saygılı bir tutum takınması onun dindarlığına işaret eden tutumsal bir simgedir. Kuran’ı öpüp başa koymak ya da yere düşen bir ekmeği öperek yerden almak da bu tür simgelerdendir. Kültüre Özgü Simgeler Dinsel simgelerin bazıları evrensel nitelikte olabileceği gibi, pek çoğu kültürlere özgüdür. Dolayısıyla bu simgeleri anlayıp onun gerektirdiği tutumu takınmak, kültür tarafından aktarılan ve o kültürden olmayanların bilemeyeceği bir davranış modelidir. Kişiler doğdukları andan itibaren bu simgeler ve onların gerektirdiği davranışlar konusunda koşullandırılırlar. Besin Simgeciliği Din ve inançlar, insanların neyi yiyip neyi yemeyeceğine ilişkin çerçeveler kurmuşlardır. Bu yüzden insanların yedikleri ya da yemekten kaçındıkları besinler genellikle dinsel inançlarıyla sıkı sıkıya ilişkilidir. Pek çok inanç sisteminde belirli hayvan ya da bitkilere simgesel bir anlam yüklenir; bu anlamlar besinlerin kutsal bağlamlara yerleştirilmesine ya da ondan kesinlikle kaçınmayı gerektiren tabulara işaret ederler. Örneğin İslam’da domuz tabusu, Hinduizmde inek tabusu vardır. Bu tabular nedeniyle söz konusu hayvanların kesilip yenmesi kesin biçimde yasaktır. Totemler Pek çok inanç sisteminde hayvanlarla insani hayat birbiriyle çok yakın biçimde ilintilendirilmiştir. Özellikle kabile toplumlarında her kabilenin belirli bir hayvan türüyle özdeşleşmesi söz konusudur. Özdeşleşilen bu hayvan, o kabilenin totemi olur. Bu özdeşim, o hayvan türüyle atasal bir soy ilişkisine inanılmasından ileri gelir. Bu inanışa dayanan evren kavrayışına totemcilik adı verilmiştir. Hayvanlarla kurulan bu ilişki çeşitli amblem ve anıtlarla simgesel olarak temsil edilir ve bu totem çevresinde tanımlanan ayinlerle bir inanç sistemi meydana getirilir. Sanat Simgeciliği Dinsel simgecilik sanatta da yansımasını bulur. Dünya algı ve kavrayışının büyük ölçüde dine dayandığı toplumlarda, sanatsal ifade biçimlerinin dinselliği yaygındır. Pek çok küçük ölçekli toplumda sanatçı; genellikle mitosları, kutsal varlıkları ve dinsel ilkeleri yansıtan eserler üretir. Bu üretim dinsel ayinlerde kullanıldığı ve dinsel mekânları süslediği gibi evlerin dekoru içinde de önemli bir yere sahiptir. Bu çerçevede sıradan insanların evlerinde dinsel simgeler olarak yer alan eserler olabileceği gibi, servet sahibi kişiler de dinsel bir görev olarak bu tür eserleri sanatçılara ısmarlayıp yaptırabilir. Osmanlı padişahları, yaptırdıkları büyük camilerle bu türden görkemli dinsel simgeler yaratmışlardır. Bunun gibi Leonardo Da Vinci, Rafaello ve Michalangelo gibi büyük sanatçılar, kiliseler için yaptıkları heykeller ve büyük resim programları ile bu gibi iktidar sahiplerinin prestijini yansıtan ve onları bu dinsel hizmetleri yoluyla yücelten kişiler olmuşlardır. Mitoloji ve Mitoslar Mitos Mitoslar, dinsel nitelikli efsanelerdir. Her mitos kutsal bir öyküye gönderme yapar. Herhangi bir mitosu paylaşan toplumlar bu mitosu kendilerine gönderilmiş bir hakikat olarak kabul eder ve onun gerçekliğinden kuşku duymadan onu sözlü gelenek içinde aktararak toplumsal hafızanın malı yaparlar. Mitosların İşlevleri Mitosların çeşitli işlevleri vardır. Bunların başında mitosların bir toplumun dayanışmasını ve birliğini, dolayısıyla kimliğini kuran tarihsel öyküler olması gelir. Toplumların göçleri, geçmişteki toplumsal varoluş biçimleri, yaşadıkları doğal afetler bu mitoslar aracılığıyla güncel kuşaklara aktarılır, böylelikle birliği ve toplumun kimliğini yeniden kurar. Mitoslar, aynı zamanda geçmişte yaşadığı varsayılan tarihsel ve kutsal kişiliklere ilişkin öyküler olarak, onların hayatları üzerinden doğru hayatı anlatan birer ahlak öğretisi oluşturur. Mitoloji Mitosların oluşturduğu tutarlı bütünlük, pek çok öykünün birbirini tamamlayıcı biçimde örgütlenmesi mitolojiyi oluşturur. Mitolojiler, her toplumsal varlığın dünyadaki varoluşunun doğaüstü bir başvuru çerçevesinde meşrulaştırılmasıdır. Böylelikle karşımıza Sümer mitolojisi, eski Yunan mitolojisi, Roma mitolojisi, Hint mitolojisi gibi pek çok mitoloji çıkar. Dolayısıyla mitolojiler, aynı zamanda birer dünya görüşüdür. Özellikle toplumların yaratılış kurgusunu yansıtır ve bu yaratılış süreci içinde o toplumun biricikliğini ya da seçilmişliğini vurgular. Bazı mitolojiler, kimi toplumların dinlerinin temelini oluşturmuştur. Örneğin eski Yunan mitolojisi, aynı zamanda bir dindir. Eski Yunan toplumunu oluşturan kentler, bu mitoloji içinde yeri olan tanrı ve yarı-tanrıları kutsayarak kendi kültleri haline getirmiş ve bu kültlerin oluşturduğu tanrılar birliği panteon, eski Yunan toplumunun birliğini simgeleyen bir din olarak varlığını sürdürmüştür.
Sıcak Fırsatlarda Tıklananlar Editörün Seçtiği Fırsatlar Daha Fazla Bu Konudaki Kullanıcılar Daha Az 2 Misafir 1 Mobil - 1 Masaüstü, 1 Mobil 5 sn 26Cevap 0Favori Daha Fazlaİstatistik Konu İstatistikleri Son Yorum 14 yıl Cevaplayan Üyeler 11 Konu Sahibinin Yazdıkları 7 Ortalama Mesaj Aralığı 14 dakika Son 1 Saatteki Mesajlar 1 Haberdar Edildiklerim Alıntılar 6 Konuya En Çok Yazanlar £villiet 8 mesaj MovieMaKeR 7 mesaj Herhangibiinsan 3 mesaj natrium 1 mesaj _panzerschreck_ 1 mesaj Konuya Özel Bildiğimiz üzere Dünya kendi etrafında ve güneş ekseni etrafında döner kendi ekseni etrafında 1 günde 1 tur atar güneş ekseni etrafında ise 365 günde 1 tur atar şimdi ufak bi tartışma ortamı oluştu da dioruzki Dünya kendi ekseni etrafında dönmeseydi, ancak güneş ekseni etrafında dönmeye devam etseydi ne olurdu ? Ben 365 günde yani güneş etrafındaki bir tur içinde sadece 1 günmüş gibi bir kereliğini gündüz ve gece yaşardık diyorum Başka bi arkadaşımda diyoki yörüngenin neresinde kendi etrafında durmuş ise öyle kalırdı. asla gündüz gece kavramı olmaz gündüzse gündüzde kalır gece ise gecede kalır. Bize bi coğrafyacı lazım internette araştırdım, genelde gece gündüz olmazdı diye yazıyo ama mantık olarak dünya kendi ekseni etrafında dönmüyosa kendi ekseni etrafında sabit duruyor anlamına gelir bu kiii güneşin etrafındada dönüyo ise dünyanın durup durmamasının bi anlamı yok 1 gün yada 1 sene her halükarda güneş etrafında dönecek ve gündüz gece yaşanacak ! mevzuya bak yaaa 6 ay gece 6 ay gündüz çevresinde. Kutuplarda da sürekli bir karanlığa dönüşürdü. bence 1 senede 1 kere gece ve gündüz yaşanır yani senin dediğin gibi sonuçta kendi etrafında dönmüyor ama güneşin etrafında döndüğü için kendi etrafındada bir kere dönmüş olur 1 yılda! quoteOrijinalden alıntı Kobaruonbence 1 senede 1 kere gece ve gündüz yaşanır yani senin dediğin gibi sonuçta kendi etrafında dönmüyor ama güneşin etrafında döndüğü için kendi etrafındada bir kere dönmüş olur 1 yılda!Sürekli ya gece yada gündüz olurdu, zor bişey değil kağıda çizin bi taslak dönmeyen dünya nasıl farklı şekil alsın boş işlere kafanızı yormayın beyler japonlar 9 dvdyi tek dvdye sıgdırmışlar biz nelere kafayı patlatıyoruz quoteOrijinalden alıntı CCaaNNsenin dediğini okuyunca sana hak verdim başka ne olabilir ki fikrini okuyunca ise buda dogru çıkalım işin içinden ama çok güzel bir tartışma. mantık olarak senin dedigin dogru galiba senin tarafındayım quoteOrijinalden alıntı £villietEğer dünya hiç dönmüyor milim kıpırdamıyor ise bi tarafı sonsuz bir gündüze diğer tarafı sonsuz bir geceye sahip GösterquoteOrjinalden alıntı £villiet Eğer dünya hiç dönmüyor milim kıpırdamıyor ise bi tarafı sonsuz bir gündüze diğer tarafı sonsuz bir geceye sahip olurdu. evet dünya hiç dönmüyor dedik ama güneşin etrafında dönüyo ? bunuda açıklarmısın ? Hep gündüz hep gece kalır Güneşe bakan taraf hep aynı oldugu için yarısı full gece, yarısı full gündüz olur. quoteOrijinalden alıntı MovieMaKeRquoteOrjinalden alıntı £villiet Eğer dünya hiç dönmüyor milim kıpırdamıyor ise bi tarafı sonsuz bir gündüze diğer tarafı sonsuz bir geceye sahip olurdu. evet dünya hiç dönmüyor dedik ama güneşin etrafında dönüyo ? bunuda açıklarmısın ?Alıntıları GösterquoteOrjinalden alıntı moviemaker quoteOrjinalden alıntı £villiet Eğer dünya hiç dönmüyor milim kıpırdamıyor ise bi tarafı sonsuz bir gündüze diğer tarafı sonsuz bir geceye sahip olurdu. evet dünya hiç dönmüyor dedik ama güneşin etrafında dönüyo ? bunuda açıklarmısın ? Dostum paintde kendinde çizip bakabilirsinS Bana kalırsa ve yaptığım bir kaç hesaplamalara göre 15 gün gündüz geri kalanını gece olarak geçirir. Yani istanbul 15 gün gündüz 350 gün gece olarak geçirir.Artık günü sallaP delikanlı olurdu şeklinde yapılan yılların geyiği var quoteOrijinalden alıntı £villietquoteOrjinalden alıntı moviemaker quoteOrjinalden alıntı £villiet Eğer dünya hiç dönmüyor milim kıpırdamıyor ise bi tarafı sonsuz bir gündüze diğer tarafı sonsuz bir geceye sahip olurdu. evet dünya hiç dönmüyor dedik ama güneşin etrafında dönüyo ? bunuda açıklarmısın ? Dostum paintde kendinde çizip bakabilirsinS Bana kalırsa ve yaptığım bir kaç hesaplamalara göre 15 gün gündüz geri kalanını gece olarak geçirir. Yani istanbul 15 gün gündüz 350 gün gece olarak geçirir.Artık günü sallaPAlıntıları GösterquoteOrjinalden alıntı £villiet quoteOrjinalden alıntı moviemaker quoteOrjinalden alıntı £villiet Eğer dünya hiç dönmüyor milim kıpırdamıyor ise bi tarafı sonsuz bir gündüze diğer tarafı sonsuz bir geceye sahip olurdu. evet dünya hiç dönmüyor dedik ama güneşin etrafında dönüyo ? bunuda açıklarmısın ? Dostum paintde kendinde çizip bakabilirsinS Bana kalırsa ve yaptığım bir kaç hesaplamalara göre 15 gün gündüz geri kalanını gece olarak geçirir. Yani istanbul 15 gün gündüz 350 gün gece olarak geçirir.Artık günü sallaP arkadaşım senin dediğin teoriyi bizde düşündük tabiki ama dünyanın full gündüz yada gece olabilmesi için dünyadan bi iple güneşe sabitlenmesi gerekir dünyayı hiç bir şekilde oynatmadan kendi ekseni etrafında döndürmeden güneşin etrafında dönderirsen dünya güneşin etrafında döndüğü için kendisinin sabit kalıp kalmamasının bir anlamı yokk güneşin etrafında dönüyo dünya yine güneşin ışınları yer değiştiriyo diyelimki dünya güneşin soluna düşüyoken Dünyanın A noktası güneşe dikey olarak bakıyo tamam buraya kadar geLdik ama dünya güneşin sağına düştüğü zaman o A noktasındaki güneş ışınları nası sabit kalabilirki ? sizin düşünceniz şöyle dünyanın bi noktası hep güneşe bakar işte böyle bişey yoktur dünyanın güneş ile bir bağlantısı yok! herhangi bi destek ilede güneşle dünya birbirine sabitlenmemişki sürekli aynı kısım güneşin aynı noktasına baksın tamam etrafında dönüyo ama unutmayınki dünya uzay boşluğunda ve güneş yörüngesinde dönerken sadece yörüngede kalır yörüngede kalmak ayrı güneşle dünyayı birbirine sabitlemek ayrı. quoteOrijinalden alıntı MovieMaKeRquoteOrjinalden alıntı £villiet quoteOrjinalden alıntı moviemaker quoteOrjinalden alıntı £villiet Eğer dünya hiç dönmüyor milim kıpırdamıyor ise bi tarafı sonsuz bir gündüze diğer tarafı sonsuz bir geceye sahip olurdu. evet dünya hiç dönmüyor dedik ama güneşin etrafında dönüyo ? bunuda açıklarmısın ? Dostum paintde kendinde çizip bakabilirsinS Bana kalırsa ve yaptığım bir kaç hesaplamalara göre 15 gün gündüz geri kalanını gece olarak geçirir. Yani istanbul 15 gün gündüz 350 gün gece olarak geçirir.Artık günü sallaP arkadaşım senin dediğin teoriyi bizde düşündük tabiki ama dünyanın full gündüz yada gece olabilmesi için dünyadan bi iple güneşe sabitlenmesi gerekir dünyayı hiç bir şekilde oynatmadan kendi ekseni etrafında döndürmeden güneşin etrafında dönderirsen dünya güneşin etrafında döndüğü için kendisinin sabit kalıp kalmamasının bir anlamı yokk güneşin etrafında dönüyo dünya yine güneşin ışınları yer değiştiriyo diyelimki dünya güneşin soluna düşüyoken Dünyanın A noktası güneşe dikey olarak bakıyo tamam buraya kadar geLdik ama dünya güneşin sağına düştüğü zaman o A noktasındaki güneş ışınları nası sabit kalabilirki ? sizin düşünceniz şöyle dünyanın bi noktası hep güneşe bakar işte böyle bişey yoktur dünyanın güneş ile bir bağlantısı yok! herhangi bi destek ilede güneşle dünya birbirine sabitlenmemişki sürekli aynı kısım güneşin aynı noktasına baksın tamam etrafında dönüyo ama unutmayınki dünya uzay boşluğunda ve güneş yörüngesinde dönerken sadece yörüngede kalır yörüngede kalmak ayrı güneşle dünyayı birbirine sabitlemek GösterquoteOrjinalden alıntı moviemaker quoteOrjinalden alıntı £villiet quoteOrjinalden alıntı moviemaker quoteOrjinalden alıntı £villiet Eğer dünya hiç dönmüyor milim kıpırdamıyor ise bi tarafı sonsuz bir gündüze diğer tarafı sonsuz bir geceye sahip olurdu. evet dünya hiç dönmüyor dedik ama güneşin etrafında dönüyo ? bunuda açıklarmısın ? Dostum paintde kendinde çizip bakabilirsinS Bana kalırsa ve yaptığım bir kaç hesaplamalara göre 15 gün gündüz geri kalanını gece olarak geçirir. Yani istanbul 15 gün gündüz 350 gün gece olarak geçirir.Artık günü sallaP arkadaşım senin dediğin teoriyi bizde düşündük tabiki ama dünyanın full gündüz yada gece olabilmesi için dünyadan bi iple güneşe sabitlenmesi gerekir dünyayı hiç bir şekilde oynatmadan kendi ekseni etrafında döndürmeden güneşin etrafında dönderirsen dünya güneşin etrafında döndüğü için kendisinin sabit kalıp kalmamasının bir anlamı yokk güneşin etrafında dönüyo dünya yine güneşin ışınları yer değiştiriyo diyelimki dünya güneşin soluna düşüyoken Dünyanın A noktası güneşe dikey olarak bakıyo tamam buraya kadar geLdik ama dünya güneşin sağına düştüğü zaman o A noktasındaki güneş ışınları nası sabit kalabilirki ? sizin düşünceniz şöyle dünyanın bi noktası hep güneşe bakar işte böyle bişey yoktur dünyanın güneş ile bir bağlantısı yok! herhangi bi destek ilede güneşle dünya birbirine sabitlenmemişki sürekli aynı kısım güneşin aynı noktasına baksın tamam etrafında dönüyo ama unutmayınki dünya uzay boşluğunda ve güneş yörüngesinde dönerken sadece yörüngede kalır yörüngede kalmak ayrı güneşle dünyayı birbirine sabitlemek ayrı. Dostum dünya kendi etrafında dönerken yana doğru dönmez şekildeki ok yönünde döner. Bkn [img= quoteOrijinalden alıntı £villietquoteOrjinalden alıntı moviemaker quoteOrjinalden alıntı £villiet quoteOrjinalden alıntı moviemaker quoteOrjinalden alıntı £villiet Eğer dünya hiç dönmüyor milim kıpırdamıyor ise bi tarafı sonsuz bir gündüze diğer tarafı sonsuz bir geceye sahip olurdu. evet dünya hiç dönmüyor dedik ama güneşin etrafında dönüyo ? bunuda açıklarmısın ? Dostum paintde kendinde çizip bakabilirsinS Bana kalırsa ve yaptığım bir kaç hesaplamalara göre 15 gün gündüz geri kalanını gece olarak geçirir. Yani istanbul 15 gün gündüz 350 gün gece olarak geçirir.Artık günü sallaP arkadaşım senin dediğin teoriyi bizde düşündük tabiki ama dünyanın full gündüz yada gece olabilmesi için dünyadan bi iple güneşe sabitlenmesi gerekir dünyayı hiç bir şekilde oynatmadan kendi ekseni etrafında döndürmeden güneşin etrafında dönderirsen dünya güneşin etrafında döndüğü için kendisinin sabit kalıp kalmamasının bir anlamı yokk güneşin etrafında dönüyo dünya yine güneşin ışınları yer değiştiriyo diyelimki dünya güneşin soluna düşüyoken Dünyanın A noktası güneşe dikey olarak bakıyo tamam buraya kadar geLdik ama dünya güneşin sağına düştüğü zaman o A noktasındaki güneş ışınları nası sabit kalabilirki ? sizin düşünceniz şöyle dünyanın bi noktası hep güneşe bakar işte böyle bişey yoktur dünyanın güneş ile bir bağlantısı yok! herhangi bi destek ilede güneşle dünya birbirine sabitlenmemişki sürekli aynı kısım güneşin aynı noktasına baksın tamam etrafında dönüyo ama unutmayınki dünya uzay boşluğunda ve güneş yörüngesinde dönerken sadece yörüngede kalır yörüngede kalmak ayrı güneşle dünyayı birbirine sabitlemek ayrı. Dostum dünya kendi etrafında dönerken yana doğru dönmez şekildeki ok yönünde döner. Bkn [img= Gösterquote Dostum dünya kendi etrafında dönerken yana doğru dönmez şekildeki ok yönünde döner. Bkn Neden ? Nry Bkblrz ? quoteOrijinalden alıntı MovieMaKeRquote Dostum dünya kendi etrafında dönerken yana doğru dönmez şekildeki ok yönünde döner. Bkn Neden ? Nry Bkblrz ?Alıntıları GösterquoteOrjinalden alıntı moviemaker quote Dostum dünya kendi etrafında dönerken yana doğru dönmez şekildeki ok yönünde döner. Bkn Neden ? Nry Bkblrz ? Resim çıkmamışdıP şimdi oldu quoteOrijinalden alıntı MovieMaKeRquote Dostum dünya kendi etrafında dönerken yana doğru dönmez şekildeki ok yönünde döner. Bkn Neden ? Nry Bkblrz ?Alıntıları Göster quoteOrijinalden alıntı £villietquoteOrjinalden alıntı moviemaker quote Dostum dünya kendi etrafında dönerken yana doğru dönmez şekildeki ok yönünde döner. Bkn Neden ? Nry Bkblrz ? Resim çıkmamışdıP şimdi olduAlıntıları Göster quoteOrijinalden alıntı natriumKutuplardaki gibi 6ay gece 6ay gündüz GösterquoteOrjinalden alıntı Fenerbahçe. Kutuplardaki gibi 6ay gece 6ay gündüz yaşanır. Sallama lenS quoteOrijinalden alıntı £villietquoteOrjinalden alıntı Fenerbahçe. Kutuplardaki gibi 6ay gece 6ay gündüz yaşanır. Sallama lenSAlıntıları Gösterişte resim koymuşsun cevabı kendin vermişsin bak şekilede bakarsan gündüz olan iki tarafta A noktaları güneşe dönük Gece olan iki tarafta ise A noktaları güneşi arkalarına alıyolar. quoteOrijinalden alıntı MovieMaKeRişte resim koymuşsun cevabı kendin vermişsin bak şekilede bakarsan gündüz olan iki tarafta A noktaları güneşe dönük Gece olan iki tarafta ise A noktaları güneşi arkalarına Gösteryılın yarısı o zaman.. ben soruyu yanlış anladım Yarısı gece yarısı gündüz olur. quoteOrijinalden alıntı £villietquoteOrjinalden alıntı Fenerbahçe. Kutuplardaki gibi 6ay gece 6ay gündüz yaşanır. Sallama lenSAlıntıları GösterEğer bu tür bilgi istiyorsanız yani evren teorisi falan filan gibi yada allahın mucizelerini vs. [img= Bu kitabı kesinlikle ama kesinlikle okuyun. Mükemmel bir kitap Ateist biri ön yargılı şekilde inkar eder ama şu kitap olağan üstü ve yazarıda süpersonik zeki. Sayfaya Git Sayfa
DÜNYA’NIN HAREKETLERİ VE HIZI DÜNYA’NIN HAREKETLERİ Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafında Dönmesi Günlük Hareket Dünya kendi ekseni etrafındaki dönüşünü, batıdan doğuya doğru 24 saatte tamamlar. Buna 1 gün denir. Dünya, kendi ekseni etrafında atmosfer ile birlikte döndüğü için bu dönüş hissedilmez. Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki hızı en fazla Ekvator üzerindedir. Bu hız saatte 1670 Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları Gece ve gündüz birbirini takip eder. Güneş ışınlarının günlük geliş açıları değişir. Günlük sıcaklık farkları meydana gelir. Bunun sonucunda; Fiziksel çözülme oluşur. Günlük basınç farkları oluşur. Meltem rüzgârları oluşur. Merkez kaç kuvveti meydana gelir. Bunun sonucunda; Sürekli rüzgârların Alize, Batı, Kutup yönlerinde sapmalar meydana gelir. Okyanus akıntıları Gulf - stream, Labrador, vs. halkalar oluşturur ve yönlerinde sapmalar olur. Yerel saat farkları meydana gelir. Cisimlerin gün içindeki gölge uzunlukları değişir. Güneş doğuda erken doğar, batar ve batıda geç doğar, batar. Dinamik basınç kuşakları meydana gelir. DÜNYANIN HIZI Dünyanın uzayda birden çok hareketi bunlardan dünyanın kendi ekseni ve Güneş etrafındaki hareketi sırasındaki hızını inceleyeceğiz. 1-YÖRÜNGEDEKİ HIZI Dünya güneş etrafında dönerken saatte107 bin km hızla hız dünya güneşe yaklaştığı zaman fazlalaşırken ,güneşten uzaklaştığı zaman hız bu hız şimdikinin iki katı olsaydı o zaman, bir gün 24 saat bir yıl 182,5 yarıya inseydi bir gün24 saat ,bir yıl 730,5 gün olurdu. 2-KENDİ EKSENİ ETRAFINDAKİ HIZI A AÇISAL HIZ Dünyanın birim zaman içinde taradığı açıya denir. 1-Dünyanın bir saatteki açısal hızı 15º dir. 2-Dünyadaki bütün meridyenler 24 saatte 360º lik aşıyla dönerler. 3-Her meridyenin açısal hızı eşittir. 4-Açısal hız meridyenlere bağlıdır. B ÇİZGİSEL HIZ Enlemlere bağlıdır. Çizgisel hız ekvatordan kutuplara doğru gittikçe fazla hız saatte 1670km hız dünyanın 1 saatteki hızı 15º olduğu kabul edilip 15x111=1670 km şeklinde hızın farklı olması sonucunda 1-Yerçekimi ekvatordan kutuplara gidildikçe artar. 2-Güneş ekvatorda çabuk doğar çabuk süre ekvatordan kutuplara gidildikçe dolayı ekvatorda tan ve gurup vakitleri yoktur. 3-Gece – gündüz süresi en az ekvatorda değişirken en az kutuplarda değişir. 4-İki meridyen arasındaki zaman farkı her yerde aynı olur. NOT Eğer çizgisel hız iki katına çıksaydı 1 gün 12 saat bir yıl gün olurdu.
Dünya'nın ekseni etrafında dönüşünün sonuçları 1. Dünya, Güneş çevresinde elips yörünge üzerinde batıdan doğuya doğru döner. Bu hareketini 365 gün 6 saatte tamamlar. Böylece bir yıl oluşur. Ekvator düzlemi, Güneş etrafında döndüğü elipsin düzlemine oturmaz. Aralarında 23° 27' lık bir açı vardır. Bu yüzden Dünya'nın çeşitli yerleri, çeşitli zamanlarda güneş ışınlarını değişik açılarla alırlar. Böylece ortaya çıkan farklı ısınma nedeniyle mevsimler oluşur. İşte bir yıl içinde mevsimlerin birbirini izlemesi, kutuplar ekseninin yörünge düzlemine eğik olmasından ileri gelmektedir. Eğer bu eğiklik olmasaydı Dünya Güneş ışınlarını hep aynı şekilde alacak, yani Ekvator'a daima dik, kutuplara ise daima çok eğik gelecekti. Bu yüzden de mevsimler olmayacaktı. 21 Haziranda Güneş ekvatorun 23°27' kuzeyindeki Yengeç Dönencesine tam dik gelir. Bu tarihte Kuzey Yarımkürede yaz, Güney Yarımkürede kış hüküm sürmektedir. 23 Eylülde Güneş ışınları bu kez Ekvatora dik gelir. Bu tarihte Güney Yarımkürede ilkbahar, Kuzey Yarımkürede sonbahar başlamıştır. 21 aralıkta Güneş ışınları ekvatorun 23°27' güneyindeki Oğlak Dönencesine tam dik gelir. Bu sırada Güney Yarımkürede yaz, Kuzey Yarımkürede kış hüküm sürer. Güneş ışınları bundan sonra tekrar kuzeye doğru çıkmaya başlar ve 21 Martta yine Ekvatora tam dik gelir. Bu tarihte Güney Yarımkürede sonbahar, Kuzey Yarımkürede ilkbahar başlar. Dünya bu hareketi sırasında 2 Ocakta Güneş'e en yakın, 2 Temmuzda ise en uzaktır. 2. Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki batıdan doğuya doğru bir tam dönüşü 24 saatte tamamlanır. Buna bir Gün denir. Bu dönüş sırasında Dünya'nın bir kısmı güneş ışınlarını alır, bir kısmı alamaz. Alan yerlerde gündüz, alamayan yerlerde gece hüküm sürer. Gece ve gündüz süreleri her zaman birbirine eşit değildir. Yaz aylarında gündüzler uzun, kış aylarında ise geceler uzundur. 21 Mart ve 23 Eylül günlerinde gece ile gündüz zamanları eşittir.
eğer dünya birilerinin iddia ettiği gibi gerçekten dönüyor olsaydı sizi temin ederim bunu kabul eden ilk kişi ben bir deney bilim bize şunu söylüyor; "güneş sabittir, dünya kendi ekseni etrafında dönerek güneşin doğup battığı algısını yaratır." peki niçin gökyüzündeki yıldızların doğudan batıya hareket ettiğini göremeyiz? niçin bütün gece aynı yerdeler? niçin 1 santim bile oynamıyorlar? gökyüzünü seyredenler bilirler ki yıldızlar daima aynı yerdedir. yerleri hiç değişmez. bu soruya bilim insanlarının verdiği yanıt şu; "çünkü yıldızlar çok uzakta" hakikaten tüylerim diken diken oldu. ne kadar bilimsel bir açıklama! şaka bir yana bu ve benzeri yanıtlar deli saçmasıdır arkadaşlar. bugün hala dünyanın döndüğü varsayımı galileo cahilinin formüllerine bina edilmiştir. oysa galileo, kitabında gelgitler için "denizdeki suların, dünya'nın güneş etrafında dönmesi sonucu savrulmasıdır." diyerek yanılgıya düşmüştür. pek tabi dünyanın eksen hareketi konusunda da yanılmıştır. yıldızları ne kadar süre göreceğimiz uzaklıkla değil tamamen bakış persfektifimizle ilgilidir. eğer üzerinde durduğumuz nokta hareket ediyor ise gördüğümüz cisimler de yer değiştirecektir. isterlerse cosmos'un en ucunda olsunlar. onları görüp görmemek tamamen bizim açımızla ilintilidir. temel çelişki her gün aynı cisimleri görmemizde değil. her gün gördüğümüz cisimlerin hareket etmemesinde! yıldızların yer değiştirdiğini hiç görmüyoruz. bilim bize yer kabuğunun saatte 1670 km. hızla hareket ettiğini söylüyor oysa. gel gör ki bu hızdan payını sadece güneş alıyor! dikkat buyrun dostlar, sadece güneş ve ay yer değiştiriyor! şimdi siz buna bilim mi diyorsunuz?gelin istersiniz bakış açımızı değiştirelim. lütfen bir kereliğine aklınızla düşünün. bilim bizlere binlerce kez yalan söyledi. oysa bir insanın algı dünyasını değiştirmesi tv'nin kanalını değiştirmesi kadar basittir. dünyanın döndüğünü yüzde yüz ispat etme şansımız olmadığına göre, ortaya atılan makul fikirleri elbette 1şimdi diyelim ki bizler a noktasındayız ve b noktasına bir uçak seyahati gerçekleştireceğiz. gideceğimiz yön dünyanın dönüş yönü istikametinde olsun. dünyanın batıdan doğuya saatte 1670 km hızla döndüğü varsayarak yola çıkıyoruz. uçağımız dünyanın dönüş yönü hızından daha hızlı gitmediği takdirde böyle bir seyahat 2tekrardan a noktasında bu sefer c noktasına yani batıdan doğuya uzanan bir istikamette seyahat edeceğimizi varsayalım. bu sefer dünyanın dönüş yönünün ters istikametindeyiz. atmosferin yer çekimi sayesinde aynı hızda döndüğünü kabul edelim. yani bugünün bilim kitaplarında yazan tüm bilgileri kabul edelim. saate 1670 km hızla ilerleyen bir atmosfer tabakasına karşı yolculuk maalesef yine imkansızdır arkadaşlar."ama bu çok saçma? çünkü yer çekimi var." atmosferin dünya ile birlikte saatte 1670 km hızla döndüğü önkabulü bir aldanmadır. bu oran dakikada kilometre, saniyede 463 metreye tekabül eder. yani altımızdaki yer kabuğu saniyede 463 metre hızla hareket ediyor. dünya dönüyor teorisinin yıkıldığı yer işte tam da kilometre hızla hareket eden bir araçta zıpladığınız takdirde aynı yere düşersiniz değil mi? evet dediniz sanırım. doğru cevap "hayır" arkadaşlar. gerçekte hiçbir zaman aynı yere düşmezsiniz. işte tam da bu yüzden dünya dönüyor olsa idi dönüş istikamatinde seyahat imkansız hale gelirdi. bugün bilim adamlarının açıklamaktan beri durduğu ve sorgulayanları tiye aldığı yanılgı döndüğüne ve yıldızların sabit görünmediğine inanan ve bunu bilimsel bir şekilde kanıtlayacak babayiğitleri bekliyorum. hodri meydan! en mantıklı şekilde açıklama getiren arkadaşa 3000 lira tutarında eft geçeceğime herkesin huzurunda söz veriyorum. stephen hawking'in dahi kem küm ettiği bir konuyu nasıl izah edecekler ayrıca merak youtube'dan time lapse koyan akıllı arkadaşım. o görüntüler en fazla kainatın döndüğünü kanıtlar dünyanın değil. ayrıca o videoların nasıl hazırlandığını herkes biliyor. youtube'un icadıyla birlikte herkes disko topu gibi dönmeye başladı zaten. adamın bilim diye getirip koyduğu şeye 2 bir başka beyinsizde ekvatordan örnek vermiş. eğer sen ekvator denen saçmalığa inanıyorsan zaten hiç konuşmayalım. bilimi sadece ateizm çerçevesinde ele alan sagan şeyhinizin kabrine çiçek bırakın. senin dünyan yuvarlak ve dönüyor olabilir. benim ki farklı 3 bugün voyager bile kainatın döndüğüne dair kesin kanıtlar sunuyor ise dünyanın sabit, kâinatın onun etrafında döndüğü fikrini yabana atmamak gerekiyor. tek bir felsefi kitap okumadan nasıl bilim adamlarına teslim oluyorsunuz? bunun testini yapabilmek için bizi kendi çekim gücüne alan başka bir kütle olup olmadığına bakmak gerekmektedir. burada gözle görülür bir kütleden ziyade uzay-zaman'ı yutan bir karadelikten bahsediyoruz. tüm cosmos'u içine çeken bir sarmal. böyle bir teoride dünyayı uzayın merkezine koyarsanız dünya sabit kainatın onun etrafında döndüğü fikrinin bilimsel olduğunu görürsünüz. bu teoriyi çürütecek hipotezler halen sunulamadı. o halde alay edip küçümseyemezsiniz. "dünya çekmiyor gök itiyor" diyen arkadaşa da benzer bir linç uygulanmıştı. bu ve benzeri felsefi açılımlara saygı göstermek zorundasınız. bugün dünyanın yuvarlak olup olmadığıyla ilgili halen cevapsız kalmış sorular var. tübitak'ın yapmış olduğu bir takım anketler var. sözde salt gerçeğe inanmaktan ziyade onu tartışmaya sunmak her toplumda takdir edilmesi gereken bir girişimdir.wamblee bir soru sormuş mesela. "niçin istanbul'dan new york'a giden bir uçak aynı sürede yolculuk yapıyor?" bunu sorduğu için kendisine teşekkür ediyorum zira bilimin gücü sorgulama ve test etme kabiliyetinden gelir. bilim sürekli kendini yalanlar, bilimsel kabul edilen tezleri çürütür, kehanetlerin kendini gerçekleştirmesine imkan tanır. bilim budur arkadaşlar. siz insanlara bu imkanı tanımıyorsunuz. başkalarını da yanlış yola sürüklüyorsunuz. dünyanın döndüğü falan yok. dönen sadece amerika dünyanın en gelişmiş ülkesi biliyor musunuz? eğer bilim insanlarının hayatlarını okursanız anlarsın, zira adamlar türkiyedeki kimi çevrelerin yaptığı gibi bilimle ilgilenen insanları aşağılamak reddetmek yerine dünyada nerede farklı düşünen insan varsa kendi ülkelerinde vatandaşlık vermişler. ne zaman ki türkiye aynı yöntemi uygular o zaman teknolojide güney koreyi sollarız. türkiye'de bilimin geri kalmasının sebebi bilim insanlarımızı desteklemek yerine de diyorlar ki; "uzay araçları yörüngede durduğu için yakıt gerekmiyor." peki bu yörünge nasıl birşey ki hem uydular için ayrı, hem ay için ayrı bir çekim alanı meydana getiriyor? marsın yörüngesi var mı allah aşkına? seyir imkanının normalden 6 kat yavaş olduğu bir cosmos'da bu tür yörüngeler olabilir mi? fezanın diğer kısımlarının tam aksine bu yörüngelerde uzay cisimcikleri 6 kat yavaş değil, kat be kat kolay hızlı gidebiliyor. bu seferde akla şöyle bir soru geliyor. peki böyle bir seyir halinde bu cisimcikler nasıl fren yapıp iniş yapabiliyorlar? neden çakılmıyorlar? yer çekimi dediğiniz şey fezanın yukarıya ivmelenmesidir. yani şaşırmış gravity. hayatınız boyunca bir tane bilim teknik dergisi okusaydınız böyle olmazdı. ben demiyorum ki söylediklerim bu dergilerde doğrulanıyor. ama bu teoriler araçlarının gazı bir yöne açık bırakıldığında basınç bir yöne uzay aracı farklı bir yöne gider. birinin gidip diğerinin durması diye bir şey yoktur. siz bu saçmalıkları nerede öğrendiniz? bütün bunlar ilkokulda bile anlatılıyor artık. herkesi kendiniz gibi cahil mi sandınız? etki tepki prensiplerini biraz okuyup araştırırsanız demek istediğimi anlarsınız. illa test etmek istiyorsanız bir balon alıp şişirin ve bırakın. gaz bir yöne giderken balon tersi istikamette hareket eder. peki ne oldu? bütün yörünge teoriniz çöktü ne olsun!üzülerek görmekteyim ki insanlarımızın pek çoğu sahip olmadıkları, sizde de var olmadığını gördüğüm bilimsel düşünme yetisi ve merak konularındaki cehaletini sergilemekten geri durmuyor. ama hepiniz aynı değilsiniz. aranızda pek kıymetli arkadaşlar da var. eğer burada kafa patlatıp bir şeyler açıklamaya çalışıyor isem sırf bilimsel konularda düşünme isteği olan arkadaşlar sayesindedir. belli ki sizlere bir şeyler eksik anlatılmış. eğer araştırmış öğrenmiş, bu tür konulara merak sarmış olsaydınız farklı düşünürdünüz. şu an ben karşımda bilgi kırıntıları ile beslenen dinamik yığınlar görüyorum. eksikleriniz o kadar fazla ki. en kötüsü de ne biliyor musunuz? bu eksikleri okuyup araştırarak değil kendi aranızda çözümler üreterek doldurmaya çalışıyorsunuz. bir anlamda konunun; a'sını b'sini öğrenmeden h'ye geçmeye kalkıyorsunuz."balistik füzeler niçin dönüyor" diye soran arkadaşlar olmuş. çünkü öyle programlanmış arkadaşlar! bunun başka bir izahı yok. buradan kimse dünyanın döndüğü tezine ulaşmaya kalkmasın. komik duruma düşersiniz. bu earodinamik bir mesele. muhtemelen füzeyi tasarlarken bir başka noktaya yönlendirmeyi istemişler. füzelerin yön kontrol mekanizmaları uçaklara çok benzer ama rpm katsayısı daha yüksek olduğu için atmosferdeki seyri daha rahat olur. bu sizi yanıltmasın. dünya gerçekten dönüyor olsaydı atılan kurşunların dahi pek çoğu hedefini vuramazdı. uzaktan kontrol ile yönlendirmesniz gerekirdi mühimmatları. böyle bir bilimkurgu olabilir mi? fakat uzaya çıkan araçlar bu durumdan müstesna. uzay araçlarının arkalarında yakıt çıkış delikleri vardır. böylece o füzeleri uzayda kontrol etmek mümkün hale gelir. havanın ağırlığı olmadığını da unutmamak biri de uydular demiş. hemen cevap vereyim. uyduların hepsi aynı değildir. mesela göktürk 2 uydusu istihbarat amaçlı uyduların yaptığı gibi dünya çevresinde dönmez, sabittir. tekrar ediyorum göktürk 2 uydusu sabittir. sadece tükiye'yi gözler. ee ne oldu şimdi sizin var olduğunu iddia ettiğiniz yörünge? hani dünya dönüyordu? ezberden konuşuyorsunuz sadece dünyanın dönüp dönmemesi olarak bakarsak sığ bir tartışmaya girmiş oluruz. ben ve benim gibi düşünen birçok insan bu yola kendini adamış durumda. sayılarımız hiçte öyle az değil. doğruluğunun ispatlanması halinde birçok fizik kuralının değişecek olması ayrıca dikkate değer. zaten bu ihtimal bile konunun önemini ve karmaşıklığını ortaya koyuyor. stephen hawking'in tartışmalarını okuduğunuzda ne kadar kaçak göçek yanıtlar verdiğini görürsünüz. yani fiziki kurallar tek bir metoda bağlı değil. eğer elitseniz, doğa ile konuşmayı beceriyorsanız her şey mümkündür. bu yüzden benim için şimdilik inanıp inanmamanızdan ziyade bu konuyu tartışıyor olmanız çok daha önemli. tübitak'ında çeşitli anketleri var. maddi destek sağladığı projeler var. ha bu arada bu projeler serbest. yanlış anlaşılma olmasın. tübitak onaylı herhangi bir girişim söz konusu değil. sadece oradan aldığımız maddi kaynağı böyle kullanmayı tercih ettik. ön yargılı olmadığınız için tekrar teşekkür yıllardır astronomi ve astrofizik ile yakından ilgilenen biri olarak artık "dünya dönüyor" tezini desteklemem mümkün değil. öyle ki nasa denen küresel çetenin bilgilerine dahi gerek görmüyorum. sadece günlük yaşantınızdan yola çıkarak bile doğru cevaba erişirsiniz. barnabas incilinin orjinaline erişme şansınız olursa ne demek istediğimi yuvarlak olmadığı gerçeğine geçtiğimiz hafta değinmiştik. tekrar hatırlamak gerekirse; kuzeyden güneye gittiğimizde hiçbir zaman başladığımız noktaya geri dönemiyorduk değil mi? bunun sebebi de bizim yer çekimi olarak ifade ettiğimiz şeyin gerçekte yukarı doğru bir ivmelenmeden ibaret olmasıydı. yani bir tür şaşırmış gravity. yer çekimini yaratan şey dünyanın sadece kendi ekseni etrafında dönmesi değil, tüm sistemin beraber hareket ettiği bir sıçrama hareketidir. ufuk çizgisi kürenin eğimi değildir arkadaşlar. o sadece sizin bakış persfektifinizin yok olma hattıdır. komik olan şu ki bunu hala dünyanın yuvarlak olduğunun ispatı olarak sunuyorlar. oysa uçakla yolculuk ederken bile ufuk çizgisinin düz olduğunu görebiliyoruz. dünya yüzeyinden ne kadar yükseğe giderseniz gidin, ufuk çizgisi daima göz hizanızda yükselir. konyaaltı plajında, ağrı dağında, uçakta 35000 feet yükseklikte.. düz çizgi hep oradadır. bu arada mısır'dan abd'ye kalkan bir uçak okyanus yerine daima avrupa üstünden geçer. çünkü küre olmayan bir yeryüzü şeklinde en kısayol budur.tablo 3öyle ya da böyle ben bu yolculuğa kendimi adadım. böylesi heyecan verici bir dönem yaşadığım için kendimle gurur duyuyorum. oldukça kalabalık bir topluluk var dünyada bu görüşü savunan. konuyla ilgili tübitak ile sıkı bir iletişim halindeyiz. 10 yıl önce bunları ifade ettigimiz için bizimle alay eden bu güzide kuruluş şimdilerde sorularımızı ciddiye alıyor, gerçeği sorguluyor. çok değil 5 yıl sonra farklı bir noktada olacağımıza inanıyorum.ugrassive isimli yazar beni hedef göstermiş, entry'min ihbar kabul edilmesini ve hakkımda inceleme başlatılmasını istemiş. yaparsınız siz, her şeyi beklerim sizlerden. galileo'ya yapılanları eleştirip beni çarmıha germekle tehdit ediyorsunuz. dün galileo'nun başına gelenler bugün benim başıma geliyor. yazıklar olsun yıl sonra gelen edit yazarken ve yazılanları okurken en güldüğüm entrylerden biri oldu. yani şu saçmalığa inananı geç, şüpheye düşeni kutuplardan aşağı atmak lazım!
dünyanın kendi çevresinde döndüğü kabul edilen doğruya ne denir