🐒 Sura Suresi 19 Ayet Dinle
3h5v. ❬ Önceki Sonraki ❭ ٱللَّهُ لَطِيفٌۢ بِعِبَادِهِۦ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ ۖ وَهُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ Allâhu latîfun bi ibâdihî yerzuku men yeşâu, ve huvel kavîyyul azîzazîzu. Allah, kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. Diyanet İşleri Başkanlığı Allah, kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. Diyanet Vakfı Allah kullarına lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, güçlüdür. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Allah kullarına çok lütufkardır. Dilediğine rızık verir. O çok kuvvetli, çok güçlüdür. Elmalılı Hamdi Yazır Allah kullarına çok lütufkârdır. Dilediğine rızık verir. O çok kuvvetlidir, çok güçlüdür. Ali Fikri Yavuz Allah, kullarına çok lütûf ihsan edendir. Her dilediğini bir türlü rızıklandırır. O, çok kuvvetlidir, her şeye gâlibdir. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Allah kullarına lûtufkârdır, her dilediğini bir suretle merzuk kılar ve o öyle kaviy öyle azîz Fizilal-il Kuran Allah kullarına lütufkardır, dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, galibtir. Hasan Basri Çantay Allah, kullarına çok lûtufkârdır. Kimi dilerse onu rızıklandırır. O muradına haakim ve kavidir, yegâne gaalibdir. İbni Kesir Allah; kullarına çok lutufkardır. Dilediğini rızıklandırır. O´dur Kavi, Aziz. Ömer Nasuhi Bilmen Allah, kullarına çok lütfedicidir, dilediğini merzûk buyurur. Ve O, her şeye kâdirdir, galiptir. Tefhim-ul Kuran Allah, kullarına karşı lütuf sahibi olandır; dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, azizdir.
Şûrâ Sûresi 19. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül Şûrâ Sûresi Hakkında Şûrâ sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 53 âyettir. İsmini 38. ayette geçen, “müşavere etmek, danışmak” mânalarına gelen, yapılacak işlere karar vermede ve devlet yönetiminde çok önemli bir yeri olan اَلشُّورٰي şûrâ kelimesinden alır. Resmî tertibe göre 42, iniş sırasına göre 62. sûredir. Şûrâ Sûresi Konusu Vahiy, Hz. Muhammed ile başlayan bir hâdise değildir. Allah Teâlâ ilk insandan başlayarak Resûlullah kadar pek çok peygambere vayhetmiştir. Peygamberlere vahyedilen dinin temel esasları aynıdır. O da tek olan Allah’a kulluk etmek, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak, âhirette yeniden dirilip hayatın hesabının verileceğini unutmamak, emrolunduğu gibi dosdoğru olup nefsânî arzulara uymamak, dinde ayrılığa düşmemektir. Aynı şekilde Kur’an’ın iniş gâyesi de başta indiği toplum olan Mekke halkını, sonra da peyderpey bütün dünyayı kuşatacak şekilde etraftaki toplumları uyarmaktır. Resûlullah yirmi üç senelik tebliğ hayatında, yakından başlayıp dalga dalga yayılan bir tebliğ siyâsetiyle, bunu gerçekleştirmiş ve âyette ifadesini bulduğu şekilde Kur’an’ın mesajının cihanşumûl olduğunu göstermiştir. Önceden olduğu gibi bugün ve yarın, dünya durdukça ilâhî vahye tâbi olanlar ebedî mükâfat yurdu olan cennete girecekleri gibi, ona yüz çevirenler, dünyada kısa bir müddet geçinip gitseler de öte dünyada kaybedenlerden olacak, cehennemi dolduracaklardır. Kâinatta sergilenen ilâhî kudret delilleri Allah Teâlâ’nın bunu yapmaya kadir olduğunu göstermektedir. Sûrede Kur’an’ın yetiştirmeği hedeflediği fert ve toplumun temel husûsiyetleri beyân edilerek, onların haramlar ve haksızlıklar karşısındaki sert ve kararlı duruşları, Allah’a kulluk noktasındaki ciddiyet ve coşku halleri, şahıslarına yapılan kusurları affetmedeki sınırsız müsamaha ve bağışlama meziyetleri ve devlet yönetiminde müşâvere esasına ağırlık vermeleri örnek birer davranış olarak sunulur. Kullar arasında maddî rızıkları ve en mühim dünya nimetlerinden olan çocuk nimetini dilediği gibi taksim eden Cenab-ı Hak, vahiy ve peygamberlik nimetini de öyle taksim etmiş, nübüvveti için seçtiği kullarla üç yolla konuşmuş ve en son Hz. Muhammed seçerek, daha önce hiç bilmediği “kitab”ın ve “iman”ın ne olduğunu ona öğretmiş ve onun vasıtasıyla da âhir zaman ümmetini irşad etmiştir. Şûrâ Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada kırk ikinci, iniş sırasına göre altmış ikinci sûredir. Mekke döneminde, Zuhruf sûresinden önce ve Fussılet sûresinden sonra nâzil olmuştur. 23-24, 23-26, 27 ve 39-41. âyetlerinin Medine’de indiğine dair rivayetler de bulunmaktadır İbn Atıyye, V, 25; İbn Âşûr, XXV, 23-24. Fakat üslûp ve içerikleri bu âyetlerin de Mekke döneminde indiği izlenimini vermektedir bu konuda ve ilgili rivayetlerin taşıdığı zaaflar hakkında bk. Derveze, V, 159, 175-178, 182-183, 187-189. اَللّٰهُ لَط۪يفٌ بِعِبَادِه۪ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْقَوِيُّ الْعَز۪يزُ۟ ﴿١٩﴾ Karşılaştır 19 Allah kullarına karşı çok lutufkârdır. Dilediğini istediği şekilde rızıklandırır. Çünkü O çok kuvvetlidir, kudreti dâimâ üstün gelendir. TEFSİR Yüce Rabbimizin اَللَّط۪يفُ Latîf ismi şu mânalara gelir › Kullarına karşı çok şefkatli ve merhametlidir, çok lutufkârdır. › Kullarının en küçük ihtiyaçlarını bile öyle dikkat-i nazara alır ki, kendileri bile ihtiyaçlarının nasıl karşılandığının farkına varmazlar. Buradaki “kullar”dan maksat tüm insanlıktır. Allah’ın lütfu tüm dünyaya şamildir. › Kullarının güzel hallerini yayan, kötü hallerini örtendir. › Azı kabul eden, buna karşı pek çok ihsanda bulunan, kalbi kırık olanın kalbini onaran, zor şeyleri kolaylaştırandır. O, dilediğine rızık verir, dilediğini mahrum bırakır. Bunun da nice hikmetleri vardır. Bu taksimat Allah’ın karşı gelinmez kuvvet ve kudretine dayanmaktadır. Kimsenin bunu değiştirmeye gücü yetmez. O halde kullar için O’nun hâkimiyet, tasarruf ve tâlimatlarına teslimiyet göstermeleri kendi faydalarına olacaktır. Çünkü Kaynak Ömer Çelik Tefsiri
sura suresi 19 ayet dinle