🌤️ Peltek Ze Ile Keskin Ze
ز ز ز ز ZE ژ ژ ژ ژ JE Arapça kelimelerde kullanılan (Zel) ذ , (Dad) ض ve (Zı) ظ harfleri Türkçe kökenli kelimelerde kullanılmazlar. (Zel) ذ harfine peltek (Ze) de denir. Fakat Osmanlıcada okunurken normal (Ze) ز olarak okunur. (Je) ژ harfi (Ze) ز harfinin üç noktalı halidir ve bize bu harf Fars alfabesinden geçmiĢtir.
Kütüphanelerdeki bu hazineler, örümceklerin yuva yaptığı raflarda kapanıp kalmaması için siz Fikriyat okurlarına Osmanlıca derslerini başlatıyoruz. Bu dersimizde alfabenin özellikleri,Osmanlıca nasıl okunur sizlerle buluşturuyoruz. 751 yılındaki Talas Savaşı'yla Arap kültürüyle tanışan Türklerin, İslamiyet'i kabul
Arapça’da Kalın, İnce ve Peltek Harfler. Arapça’da harfler kalınlık ve peltekliğine göre aşağıdaki gibidir : Kalın Harfler : خ (hı) , ص (sad) , ض (dad) , ط (tı) , ظ (zı) , غ (ğayn) , ق (kaf) Hem Kalın Hem İnce Okunabilen Harfler : ر (ra) , ل (lam) (Allah kelimesinde kalın okunur) Peltek Harfler : İnce peltek
İnce ve peltek bir harftir. RA ( ‰): Dilin ucunu, ön dişlerin üstündeki damağa doğru hareket ettirmek suretiyle çıkarılır. Kaidesine göre bazen kalın, bazen de ince okunur. ZE ( ‹ ): Dilin ucunu, alt ön dişlerin başlarına değdirmek suretiyle çıkarılır. Keskin ve ince bir harftir. SİN ( ?
Tek başına: 'bir sesi çıkaramıyorum' diye bir sorun yoktur; o sesin yerine başka bir harf çıkarma sorunu vardır. Yani sorun 'yokluk' değil; 'yanlış yerde bulunma' sorunudur. 'z' yerine neden 'j' veya 's' çıkar? Dil ucu alt dişlerin kökleri yerine, üst tarafa gitmektedir de ondan.
زظ ذ Baştaki ذ peltek ze denir Aynı ث harfinde olduğu gibi dilin ucu alt ve üst dişlerin arasında olduğu halde çıkarılan "z" sesidir ز ise ince ve keskin "z" sesidir ظ kalın ve tok bir "z"dir "zalim" derken çıkan z gibi ق ك Kef ك ince "k" sesidir Kaf ق ise kalın "k" sesidir İngilizcedeki Q harfinin karşılığıdır
Mesela Türkçede sadece bir tane “z” vardır. Arapçada ise (ذ) zel vardır peltek okunur, (ز) ze vardır keskin okunur, (ظ) zı vardır dilin ön dişlere getirilmesiyle okunur, (ض) zad vardır dil ucunun azı dişlerine getirilmesiyle okunur. Ve lakin bu dört harfin Türkçe alfadeki karşılığı ise sadece “z”dir.
Sual Rükû tesbihini okurken peltek zı harfi ze ile söylenirse, “Rabbim benim düşmanım” demek olduğuna göre, böyle okuyan ve doğru okumak için uğraşmayan kimsenin bu kıraati küfre sebep olmaz mı?
Kelimeninbaşında veya ortasında yer alır. Kelime başında örnek: baş, boş, bıçak, biber (Kelime sonunda “p”ye dönüşür.) Örnek: kitap, kap, hesap, çorap.Ancak kelime sonunda ünlü bulunursa eski konumuna döner. Örnek: kitabı, dolabı, kabı, hesabıGerçekte “p” ile biten kelimeler ise değişmez.
Oda bu kudreti ile fiilini yapar. Dolayısıyla fiil, kulun kesbi ile Allah'ın yaratmasının bir araya gelmesi sonucu vuku bulur. İnsanın kudreti ile fiili arasındaki bu ilişki zaruri değil, mümkün türden bir ilişkidir. Allah bu âdeti değiştirmek istediğinde kendisi için bir zorluk söz konusu değildir.
Buvasıfta olan harfler: Ze, sin, sâd. (Sefir) Sefere çıkan. Süngü demirinin keskin olması. * Soymak. Bir ağır cismi ip ile yüksekten sarkıtmakla
Tafsilatlıolarak tecvid; Kur'an-ı Kerim'i okurken her harfi mahrecine (harfin çıkış yerine (katmak) yerinde idgam, gunne ('NûN'sesin genizden akıtılması) ve ihfa (gizlemek) yapılması durumunda gunne ve ihfa yapıp, diğer tecvid kurallarını yerinde uygulamaya tecvid denilir. Allahu Teala Müzzemmil Suresi 4. ayettte buyuruyor
GilcCbI. MAHREÇ ve MAHREÇ MAHALLERİ Mahrec; Harfin çıktığı ve başka harflerden ayrıldığı yere denir, Kuran okurken, her harfin hakkını vermek, harfleri çıkış yerlerinden çıkararak yerli yerince “ her bir harfi diğerine karıştırmadan okumak” demektir KUR'AN-I KERİMİ OKURKEN HARFLER 5 YERDEN ÇIKAR 1-Boğaz ile Ağız boşluğu; Boğazın göğüse bitişik olan yerinden, dudaklara kadar, boğaz ile ağız içinde olan boşluğa denir Buradan ا ى و çıkar 2-Boğaz;Boğazın göğse bitişik olan yerinden, dil dibine kadar olan yere denir Üç mahreçtir 1-Boğaz aşağısı ه ء 2-Boğaz ortası ح ع 3-Boğaz üstü خ غ 3-Dil; Boğazın ağza yakın olan yerinden, ön dişlere kadar ağız içinde olan dile denir On mahreçtir ث ذ ظ ص س ز ت د ط ر ن ل ض ى ش ج ك ق 4-DudaklarÖn dişlerden dışarı olan dudaklara denir Buradan و م ب ف çıkar 5-Geniz; Geniz boşluğuna denir Ğunne çıkar _____________________ EZBERLENMESİ GEREKEN ÖZELLİKLER Arapça da 28 harf vardır . Lamelif= Lam ile Elif’in birleşmesinden oluşan ve müstakil olmayan bir harftir KALIN HARFLER 10 TANEDİR ح خ ع غ ص ض ط ظ ق ر Geriye kalan 18 harf incedir ● Tam Kalın Harfler خ غ ض ط ظ ق ● Yarım Kalı Harfler ع ح ● Bazen Kalın Bazen İnce olan Harf ر PELTEK HARFLER 3 TANEDİR ث ذ ظ _____________________ HARFLERİN ÇIKIŞ YERLERİ VE OKUNUŞLARI ا Boğazın sonunda göğse bitişik olan yerden çıkarHarfimiz incedir ب İki dudağı birbirine vurarak kuvvetli bir ses ile çıkarılırHarfimiz incedir ت Dil ucunu üst dişlerin ortasına vurarak çıkarılırİnce bir harftir ث Dilin ucuna üst dişler hafif bastırılarak okunur İnce ve peltek bir harftir ج Dil ortasını üst damağa vurarak çıkarılırİncedir ح Boğazın tam ortası sıkılarak çıkarılırKalındır خ Boğazın biraz evvelinden hırıltılarak çıkarılırKalındır د Dilin ucunu üst dişlerin ortasına vurularak çıkarılırİncedir ذ Dil ucuna üst dişler hafif bastırılarak çıkarılırİnce ve peltektir ر Dil ucunun arkasını üst ön dişlerin içine hafif dokandırarak çıkarılırKalındır bazen inceokunur ز Dil ucu ön dişlere değdirerek çıkarılırİncedir س Dil ucu ön alt dişlerin içine değdirilerek çıkarılırİncedir ش Dilin ortasını üst damağa dayayarak çıkarılırİncedir ص Dilin ucu ön alt dişlerin yarısına bastırılarak çıkarKalındır ض Dilin yan tarafını üst azı dişlere vurarak çıkarılırKalındır ط Dilin ucu üst dişlerin etlerine yakın yerden çıkarKalındır ظ Dil ucuna üst dişler hafifçe bastırarak okunurKalındır ع Boğazın ortası hafif sıkılarak çıkarılırKalındır غ Boğazın evvelinden çıkarılırKalındır ف Üst dişler alt dudağın içine bastıraraktan çıkarİncedir ق Dilin sonunu damağa vurarak çıkarılırKalındır ك Gaf’ın aşağısından çıkarılırİncedir ل Dil ucunu damağa dayamakla çıkarılırİncedir م Dudak içleri birbirine hafifçe bastırılarak çıkarİncedir ن Dil ucu ile üst dişlerin dibine yakın olan damaktan çıkarılırİncedir و Dudaklar büzülerek ileriye doğru uzatılması suretiyle çıkarİncedir ه Boğazın göğüsle birleştiği noktadan çıkarİncedir ال Lam ve Elif’in birleşmesinden meydana gelmiştir ى Dilin ortası üst damağa vurarak çıkarılırİncedir _________________ Harflerin Doğru Telaffuzu Tecvid güzel okumak demektir Bunun ilk şartı da harflere hakkını vererek, doğru ve yerinden telaffuz etmektir Özellikle birbirine benzeyen bazı harfler vardır Bunları karıştırmamak gerekir İnce ve kalın seslilere dikkat etmek gerekir Kalın Sesli Harfler ح خ ر ص ض ط ظ ع غ ق harfleridir Benzer Harfler ا ع Elif ا harfi ince "e" sesi verir Ayn ع ise boğaz sıkılarak çıkarılan "a" sesi verir ط ت Te ت ince Tı ط ise kalın seslidir "Telefon" derken ت yi, "tabut" derken ط yı kullanırız ث س ص Baştaki ث peltek yani dil ucu iki diş arasından dışarı çıkarılarak telaffuz edilir س ise normal ince "s" harfidir ص ise ağız dolusu kalın bir "sa" sesi verir ح خ ه Elifbadaki sırasıyla ح kalın bir "ha"sesi çıkarır "hacı"daki gibi خ ise hırıltılı, adeta boğazı yırtarak çıkan bir "ha" sesidir ه ise ince "h" sesi verir Hece'deki gibi د ض Dal د harfi "dede"deki "d" sesidir Dad ض harfi ise dilin ucu sağ veya sol avurda hafifçe değerken çıkarılan "d" sesidir Bu seste "d" ile "z" arası bir ses çıkar ز ظ ذ Baştaki ذ peltek ze denir Aynı ث harfinde olduğu gibi dilin ucu alt ve üst dişlerin arasında olduğu halde çıkarılan "z" sesidir ز ise ince ve keskin "z" sesidir ظ kalın ve tok bir "z"dir "zalim" derken çıkan z gibi ق ك Kef ك ince "k" sesidir Kaf ق ise kalın "k" sesidir İngilizcedeki Q harfinin karşılığıdır
Elif-Ba Harfleri TanıyalımElifBoğazın göğüse bitiştiği yer olan boğazın en alt kısmından çıkar. İnce bir kuvvetlice kapanmasıyla oluşur, dudakların arasından çıkar. İnce bir Dil ucunun, üst ön dişlerin üst yarısına değmesiyle çıkar. İnce ve keskin bir Dilin ucunu üst ve alt dişlerin arasından biraz dışarı çıkarmak suretiyle söylenir. İnce, peltek ve yumuşak bir Dilin orta kısmını kabartıp üst damağa kuvvetlice dayayıp çekmek suretiyle okunur. İnce bir Boğazın tam ortasından ağız açılarak ve boğaz biraz sıkılarak çıkarılır. İnce bir Boğazın ağıza yakın olan üst kısmından, boğazı hırıldatarak çıkarılır. Kalın bir Türkçedeki D gibidir. Dil ucunun, üst ön dişlerin ortasının biraz yukarısına değmesiyle çıkar. İnce bir Dil ucunu ön dişlerin arasından hafifçe çıkarıp, şiddetle soluk verilerek çıkarılır. İnce ve peltek bir Dilin ucu geriye doğru kıvrılarak üst ön dişlerin bitişiği olan damağa dokunmasıyla çıkarılır. Duruma göre ince veya kalın Dil ucunu alt ön dişlerin uçlarına değdirmek suretiyle çıkar. İnce ve keskin bir Türkçedeki S harfi gibidir fakat daha keskin çıkarılır. İnce bir Türkçedeki Ş’ye benzer, ses çıkartılırken dilin uç tarafı değilde ortası kabartılarak daha şırıltılı çıkartılır. İnce ve yumuşak bir Dil ucunun alt ön dişlerin üst yarısına yaklaştırılmasıyla çıkarılır. Kalın bir Dilin sağ veya sol yan kısmını karşısı olan üst azı dişlerin iç kısmına sürtmek suretiyle çıkarılır. Kalın bir Dilin üst yüzü damağa yapıştırılır ve dilin ucu üst dişlerin iç tarafına bastırılıp kaldırmak suretiyle okunur. Kalın bir Dilin en ucunun üst tarafını, üst ön dişlerin başlarına değdirdikten sonra soluk verilerek çıkarılır. Kalın ve peltek bir Boğaz ortasından, ses telleri yani boğaz biraz sıkılarak çıkarılır. İnce bir Ağız boşluğunun en dip noktasından yani boğazın ağıza yakın olan üst kısmından çıkar. Kalın bir Üst ön dişlerin, alt dudağın iç kısmına hafifçe basmasıyla çıkar. İnce bir Dilin dip kısmında, dil kökünün, karşısı olan üst damağa değmesiyle çıkar. Kalın bir Dilin ortasından, dilin üstü ile üst damak arasından çıkar. İnce bir Dil ucunun iki yanının üst ön damağa ön diş etlerine dokundurulmasıyla çıkar. İnce ve yumuşak bir Alt ve üst dudakların iç kısımlarını yavaşça açıp kapayarak okunur. İnce ve yumuşak bir Dilin ucunun üst ön dişlerin etlerine değmesiyle çıkar. İnce bir Dudakların uçları birbirine değmeden, öne doğru toparlanmasıyla çıkarılır. Yumuşak ve ince bir Boğazın sonundan yani göğüsle birleştiği kısımdan çıkarılır. İnce ve yumuşak bir Bazı elif-ba kitaplarında bir harf olarak gösterilen “Lamelif” müstakil bir harf olmayıp, “Lam” ve “Elif” harflerinden oluşan bir yazım Dilin orta kısmının üst damağın orta kısmına değdirilmesiyle çıkar. İnce ve yumuşak bir Harfleri Tanıyalım konumuzda bulunan görsellerin PDF şeklini buradan Harfleri Tanıyalım ile ilgili etkinliklerimize buradan Elif-Ba uygulamasına buradan ulaşabilirsiniz. Başa dön tuşu
Dünya Müslümanlarına yüzyıllarca önderlik etmiş şu ülkede “Kur’an türkçeden yani latin harflerden okunur” diyen ahmaklar çıkmış. Bakın cahil demiyoruz. Ahmak diyoruz. Çünkü bunlar kendi çaplarında belli bir seviyede ilim tahsil etmiş ancak ilimleri tuğyanlarına sebep olmuştur. Bazı kardeşlerimiz de “Türkçesinden okuyarak hatim olur mu?” diye soruyorlar. Diyelim ki 50-60 yaşına gelmiş, batıl yolundan dönüş yapmış bir Müslüman namaz kılacak ve Kur’an okuyacak, nasıl okuyacak? Öğrenmesi imkansız… gibi bahaneler üretiyorlar. Halbuki biz 60 yaşında hafızlık yapan dedeler tanıyoruz. Demek ki aslında her şey istemeye bağlı. Evet, aslında istendiği zaman Kur’an-ı Kerim de öğrenilir, sureler de ezberlenir. Peki, latin harfleri ile okuyarak hatim olur mu? Kuran’ı okumak isteyen kişi latin harflerinden okuyabilir mi? NELERE DİKKAT ETMESİ LAZIM? Değerli kardeşlerimiz! Kur’an alfabesinin inceliklerini bilmez isek bu soruya cevap bulamayız. Kur’an alfabesinde Türkçe alfabede olduğu gibi her harften bir tane olmadığı gibi her harfin dudaktan çıkış yeri de aynı değildir. Mesela Türkçede sadece bir tane “z” vardır. Arapçada ise ذ zel vardır peltek okunur, ز ze vardır keskin okunur, ظ zı vardır dilin ön dişlere getirilmesiyle okunur, ض zad vardır dil ucunun azı dişlerine getirilmesiyle okunur. Ve lakin bu dört harfin Türkçe alfadeki karşılığı ise sadece “z”dir. Yine mesela ح ha vardır boğazı hafif sıkarak yumuşak bir sesle çıkartsınız, خ hı vardır yine boğazdan hırlatarak çıkartırsınız, ه he vardır yorgun bir şekilde nefes alıp verir gibi çıkan tonda söylersiniz. Ancak bütün bu harflerin türkçedeki karşılığı sadece “H” harfidir. Bunun gibi kaf ile kef, sad ile sin, dal ile Tı harflerinin karşılığı da sadece bir harftir. Ve hangisinde uzatılıp hangisinde uzatılmayacağı çok açık bir şekilde belli olmamaktadır. İşte bütün sorun buradan kaynaklanmaktadır. Çünkü bu harfler yerinden çıkmaması ve uzatmalar gerektiği gibi yapılmadığı takdirde mana bozulmakta, okunan şey ilahi kelam olmaktan çıkmaktadır. Hatta öyle kelimeler vardır ki, latin harfleri ile okunduğu takdirde insanı küfre götürebilecek manalara girmektedir. Bu yüzden de Kur’an-ı Kerimi latin harfleri ile okumak ve öyle öğrenmek asla ve asla caiz değildir. Ancak bir kişi hafız olur da, hangi harfin nerede nasıl çıkartılacağını bilirse, ve o harfi olduğu gibi çıkartır, uzatmalara ve kaidelerine dikkat ederse bunda bir mahzur olmaz. Çünkü latin alfabesiyle yazılmış şekli onun için bir hatırlatma değeri taşır. Bunun dışında bir kişi latin harfleri ile Kur’an-ı Kerimi öğrenmemeli, okumamalıdır. Dediğimiz gibi kabul olmayacağı gibi küfre girmesi büyük bir ihtimal, günaha girmesi ise kaçınılmazdır. Bu bapta hep meşhur bir misal verilir خَلَقَ yarattı demektir. Latin alfabesi ile “heleka” diye okuyacaksınız. “yarattı” manası yerine “helak etti” manası ortaya çıkacak. Allahu Teala’nın buyurmadığı bir kelamı O’na isnat etmiş olmakla büyük bir günaha gireceksiniz. Allahu Teala muhafaza buyursun… Dolayısıyla Kur’an-ı Kerimi okumayı bilmeyen kardeşlerimiz hiç vakit kaybetmeden öğrenmelidirler. Rabbimiz muvaffak eylesin…
a-Tezkiye Nedir? Tezkiye’, zekât’ kelimesinin de aslı olan zekâ’ fiilinden gelir. Zekâ’ keskin ze ile, sözlükte temizlik, paklık, artıp büyümek manasında nemâ, feyiz ve bereket anlamlarına gelir. Tezkiye’ ise temizlemek, geliştirmek, feyizlendirmek, büyütmek ve temize çıkarmak demektir. Aynı kökten gelen zekât’, Allah’ın bereketlendirmesinden meydana gelen nemâdır, artıştır ve temizliktir. Bu, dünyalık ve ahiretlik işler hakkında kullanılmaktadır. Zekât’ aynı zamanda zengin müslümanların, Allah’ın hakkı olarak fakirler için ayırdıkları paydır. Bununla onlar, mallarının bereketinin artmasını isterler. Ya da zekât’ ibadetiyle nefislerini tezkiye etmeği temizlemeyi arzu ederler. Yine aynı kökten gelen ezkâ’, daha temiz, daha iyi ve daha feyizli anlamındadır. 2/Bakara, 232. 18/Kehf, 19, 28, 30 Zekiyy’ kelimesi de aynı kökten türemiştir. Tertemiz, günahsız demektir ki Hz. İsa’nın bir özelliğidir. Cebrail, Meryem’e as tertemiz-zekiyy’ bir çocuk müjdelemek için görevlendirilmişti. 19/Meryem, 19 Bir başka âyette ise, suçsuz, masum, tertemiz anlamında geçmektedir. 18/Kehf, 74 Türkçede kulanılan zeki-akıllı’ kelimesinin peltek ze ile yazıldığını ve farklı bir fiilden türediğini hatırlayalım. b-Kavram Olarak Tezkiye Tezkiye’ kavram olarak, nefsini temizlemek, onu şirk, günah, nifak, rics, cehalet, kötü duygular ve benzeri şeylerden temizlemek, ona itaati ve takvayı öğretmek demektir. Allah cc nefsi, insana ait iç benliği düzene koydu ve ona hem takvasını hem de fücurunu isyan etmeyi öğretti. Nefis, isyan veya itaat edebilecek bir yapıda yaratıldı. Bundan sonra kim nefsini tezkiye ederse temizlerse kurtulur, onu günahla örtüp-saran da yıkıma uğrar. 91/Şems, 7-10 Allah cc bunun yanında neyin doğru neyin yanlış olduğunu, rüşd ve sapıklık yollarını göstermiştir. 2/Bakara, 256 İnsan nasıl hareket ederse doğru yola gider, nasıl inanır ve yaşarsa sapıtır, zarara uğrar; hepsini göstermiştir. İnsanlara bunları açıklayacak elçiler ve elçilerle beraber apaçık beyyineler belgeler-ilâhî kitaplar gönderilmiştir. İnsan nefsine, itaat etme veya isyan etme yeteneği verilmiş ve bunlardan hangisini seçeceği kendi iradesine bırakılmıştır. İnsan fücur günaha gitme yollarına girmez, takva elbisesini yırtıp atmazsa nefsini tezkiye’ etmiş olur. İnsanları mutlak anlamda yalnızca Allah tezkiye edebilir. Çünkü mutlak yaratıcı ve meydana getirici O’dur. Nefsin hangi yolla ve nasıl tezkiye edileceğini ancak O bilir. Fücurdan, günahtan, isyandan sakınabilmenin, doğru yola hidayete girebilmenin yöntemini o bildirir. Rabbimizin bildirdiği tezkiye’ yollarına uymayıp da kendini temize çıkaranlar, bir anlamda kendilerini üstün görenler kitap ehli olanlar yanılıyorlar. “Nefislerini tezkiye’ edenleri görmedin mi? Hayır; Allah, dilediğini tezkiye eder arındırır. Onlar bir hurma çekirdeğindeki ince iplik kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.” 4/Nisa, 49 Allah’ın insanları tezkiye etmesine aracı olanlar şerefli elçilerdir. Onlar, Rabbimizin bildirdiği emir ve hikmetlerle insanların nefislerini her türlü İslâm dışı şeylerden temizlerler. “Öyle ki içinizden kendinizden size âyetlerimizi okuyacak, sizi tezkiye edecek, size kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir peygamber gönderdik.” 2/Bakara, 151, ayrıca bak. 2/Bakara, 129. 3/Âli İmran, 164. 62/Cuma, 2 Allah cc, gönderdiği Kitab’ı göz ardı edenleri ve onu az bir para karşılığı satanları Ahirette tezkiye etmeyecek, onları temize çıkarmayacak. 2/Bakara, 174 Allah’a verdiği sözden dönenlerin durumu da bundan farklı değildir. 3/Ali İmran, 77 İnsanlardan kim nefsini tezkiye’ ederse, bu kendi lehinedir, bunun kazancı kendisinindir. 35/Fatır, 18 Nefislerini tezkiye edip arınanlar için öldükten sonra şüphesiz Adn cennetleri vardır. Onlar orada temelli kalacaklardır. 20/Tâhâ, 76 “Kim tezkiye yaparsa arınırsa o elbette kurtulmuştur.” 87/Âla, 14 Görüldüğü gibi tezkiye’ Kur’an’ın bir emri ve bir ibadet eylemidir. Bu anlamda tezkiye’ takvaya ulaşmak için bir çaba, insanı Allah’tan uzaklaştıracak her şeyden kaçma, nefsi fücur sayılan şeylerden alıkoymaya gayret göstermektir. Kelime anlamından hareketle, temizlenmek, arı olmak, pak olmak, aydınlanmak, nemâlanmak ve hayır yönünden çoğalmak demek olan tezkiye, bir diğer deyişle İslâm’ın bir başka adıdır. Nefsin tezkiyesi, mü’minin hayatında başlı başına bir faliyettir. Bunun nasıl olacağı Kur’an’da anlatılmaktadır. Peygamberlerimiz sav de bunu yaşayarak bize öğretmiştir. c-Nefis Tezkiyesinin Anlamı Nefis tezkiyesi başlıca üç anlamda kullanılmaktadır 1-Onu kirletecek her türlü küfür, cahalet, yanlış inançlar, kötü duygular ve kötü huylardan temizlenmek, 2-Bu gibi kötü şeylerden temizlendikten sonra ona; iman, irfan, güzel ahlâk, iyilik duygusu, takva gibi güzel şeyleri aşılayıp, çevresine hayır ve bereket yayacak duruma getirmektir. Bu iki anlamda nefis tezkiyesi Allah’ın insan üzerinde bir hakkı olmakla beraber insanın faydasınadır. Bu tezkiye işi, yapması yönüyle kişiye, sebep olması yönüyle irşad ve terbiye ediciye rasûle, yaratma yönüyle de Allah’a nisbet edilir. 3-Nefsin temiz olduğuna, gerekli feyzi alıp gelişmiş olduğuna hükmetmek ve onu hep temize çıkarmak. Nitekim şahitlik yapanı tezkiye etmek bu anlamdadır. Ancak bu şekilde nefsi temize çıkarmak yanlıştır. Yaptığı amelin sonucunu bilmeden, kaderin sırlarına ulaşmadan nefsi temize çıkarmak bir böbürlenme ve gurura kapılmadır. Kur’an şöyle buyuruyor “Nefsinizi tezkiye etmeyin temize çıkarmayın. Allah takva sahibini günahlardan korunanı daha iyi bilir.” 53/Necm, 32 Takva sahibi olmadan, Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirmeden kalbim temiz’ diyenlerin yanlış yaptıkları açıkça görülmektedir. Nefsi temizlemenin en kestirme yolu, takva sahibi olmaktır. Takvanın kapsamı, bunun en geçerli yol olduğunu gösterir. Zaten insanın nefsine fücuru ve takvayı öğreten Rabbimizdir. Nefsi temizleyip kurtuluşa ermek, şüphesiz fücuru terkedip takvaya sarılmakla mümkün olabilir. Peygamberimiz sav şöyle dua ederdi “Allah’ım! Benim nefsime takvasını ver ve onu temizle. Sen onu temizleyenlerin en hayırlısısın. Sen onun velisi ve mevlâsısın.” Müslim, Zikir ve Dua/18, Hadis no 2722, 4/2088. Nesaî, İstiaze/13. A. b. Hanbel, 4/371, 6/209. nak. Elmalılı, 9/245 Takva sahibi mü’minler, nefislerini şirkle, isyanla, kötü ahlâk ve kötü düşüncelerle, Rabbe karşı cahillikle, yüz kızartıcı hatalarla kirletmezler. İslâmın açık ölçülerine uyanlar, Allah’ın koyduğu sınırlara dikkat edenler, helâli bilip haramdan uzaklaşanlar; şüphesiz temiz bir kalbe sahip olurlar. Bu, nefis tezkiyesidir. Mü’minler, Dininin kötü dediği ve haram saydığı şeyleri yanılma veya hata etme sonucu yaparlarsa; bütün bunlara tevbe ederler, pişman olurlar, itaat ve dua ile nefislerini arındırırlar. Nefis tezkiyesi için özel törenlere, uzun uzun şartlara, yedek yardımcılara ihtiyaç yoktur. İslâmın her şeyi ve onu hakkıyla yaşamanın yolları bellidir. İnsanın kendi kafasından yeni, bağlayıcı ve hatta işi zorlaştırıcı kurallar koyması gereksizdir. Tarih boyunca tarikat geleneğinde nefis tezkiyesi’ en önemli bir hedeftir. Pek çok tarikat anlayışı bu iddia çevresinde şekillenmiştir. Bu her müslümanın yerine getirmesi gereken bir ibadet olmasına rağmen, sanki belli akımların önem verdiği, ya da yapabildiği bir uğraşı haline gelmiştir. Nefis tezkiyesi gayretlerinde Kur’an’ın ve sünnetin terbiyesi, irşadları, öğütleri yanında, bir kitabın, bir ilim adamının, güzel ahlâklı bir kimsenin, bir cemaat eğitiminin, ibret verici olayların ve örneklerin, tefekkür ve zikrin faydaları inkâr edilemez. Ancak bilinmeli ki tezkiye’ başlı başına bir ibadettir ve her müslüman Kur’an’ın irşadıyla bunu yapmakla yükümlüdür. Hüseyin K. Ece İslamın Temel Kavramları kitabından. Sayfa 739-741
MED UZATMA HARFLERİ Med harfleri; harekesiz elif ا, harekesiz vav و, harekesiz ye ي olmak üzere üç tane olup kendilerinden önceki harfi bir elif miktarı uzatır Bir elif miktarı Parmak kaldırana kadar indirme yok / ağzımızdan elif kelimesi çıkana kadar geçen süre / hareke uzunluğunun iki katı = ha → haa demektir a. Elif Üstünlü harfi uzatır ve uzatılan harf, kalın harflerden ise kalın “â” şeklinde, ince harflerden ise ince “ê” şeklinde ancak imalede olduğu gibi çok ince yapmadan, % 45’lik a’ya doğru meylederek okunur peltek ve keskin ze’nin zı’ya, sin’in sad’a, he’nin ha’ya karışmaması için, bu harflerin ince tonda uzatılmasına daha çok itina göstermek gerekir فَا , بَا , طَا Not Aslında burada Arapçada, Türkçedeki gibi, tam olarak “a” ve “e” ayırımı yoktur. Onun için en doğrusu, “a’ya meyilli / a tonunda” veya “e’ye meyilli / e tonunda” okumak gerekir şeklinde söylemektir. İnce harfler, elif ile uzatıldıkları zaman; bir kısmı “â” şeklinde, bir kısmı ise, % 45’lik a’ya doğru meyillendirilerek okunur. Hangi harflerin “â” şeklinde, hangi harflerin ise % 45’lik a’ya doğru meyillendirilerek okunacağını, hocalardan dinleyerek, en doğrusu da Arapların Kuran okuyuşunu dinleyerek öğrenmeliyiz. Read More» HAREKE, KALIN HARFLER, CEZİM SÜKÛN, SÂKİN NÛN, SÂKİN MÎM VE ŞEDDE a. Hareke Harflerde bulunan sesleri göstermek için onların alt veya üstlerine konulan işaretlerdir. Bu işaretler, üstün -َ, esre -ِ ve ötre -ُ olmak üzere üç tanedir. Üstün; ince harfleri “e” ince harflerden ha, ra, ayn da üstünlü olduğu zaman “a” sesiyle okunur, kalın harfleri ise “a” sesiyle okutur. Esre; ince harfleri “i”, kalın harfleri ise “ı” sesiyle okutur. Ötre; ince harfleri “ü”, kalın harfleri ise “u” sesiyle okutur. Not Aslında burada Arapçada, Türkçedeki gibi, tam olarak “a” ve “e” ayırımı olmadığından en doğrusu, “a’ya meyilli / a tonunda” veya “e’ye meyilli / e tonunda” … okumak gerekir şeklinde söylemektir. b. Kalın okunan harfler خُصَّ ضَغْطٍ قِِظْْ خ , ص , ض , ط , ظ , غ , ق Ra, harekesi üstün olduğunda kalın olarak okunur. Ha ve ayn ince harflerden olmasına rağmen üstünlü iken “a” ile telaffuz edilir “harace حَرَجٌ”, “alime عَلِمَ” c. Cezim Sükûn Cezim, iki harfi birbirine tutturmaya yarar. Harf bağlanırken sakin olarak bağlanır مَرْ, حَرْ, اَرْ . Sükun iki çeşittir Read More» HARFLERİN MAHREÇLERİ ÇIKIŞ YERLERİ ا ء Boğazın sonunda göğse bitişik olan yerden çıkar. İnce bir harftir. ب İki dudağı birbirine vurarak/kapatarak kuvvetli bir ses ile çıkarılır. İnce bir harftir. ت Dil ucunu üst ön dişlerin içten ortasına vurarak çıkarılır. İnce ve keskin bir harftir. ث Dilin ucunu üst dişlerin başından/arasından biraz dışarı çıkarıp ve üst ön dişlerin ucuyla dilin üst kısmına vurmak suretiyle çıkarılır. İnce ve peltek bir harftir. ج Dil ortasını üst damağa vurarak çıkarılır. İnce bir harftir. ح Boğazın tam ortası sıkılarak, hırıltı yapılmadan çıkarılır. İnce bir harftir. خ Boğazın ağza en yakın kısmından, boğazı hırıldatarak çıkarılır. Kalın bir harftir. Read More» TECVİT BİLGİLERİNE GİRİŞ TECVÎD’İN ANLAMI VE HÜKMÜ Tecvit; Kuran’ı hatasız okumayı öğreten ilimin adıdır. Tecvit kuralları; Hz. Cebrail’in, Hz. Peygambere Kuran’ı nazil buyurduğu okuyuş şekline dayanır. Hükmü Kuran’ı hatasız okuyacak kadar tecvit bilmek her Müslüman için Farzdır. Çünkü her Müslüman’a namaz kılması ve namazda ayet veya sure okuması farzdır. Bir harfin telaffuzunu yanlış yapmak veya tecvit yapmadan okumak manayı bozarsa, namazın bozulmasına sebep olur. Allah Teala Kuran’ı tecvitle okumayı emretmektedir وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا “… Kuran’ı sıfat ve mahreçlerine dikkat ederek açık açık, tane tane tertil üzere oku” Müzemmil 73/4. وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا “…Biz, Kuran’ı belli bir okuma düzeniyle tertil üzere düzene koyup’ okuduk” Furkan 25/32. Read More»
peltek ze ile keskin ze