🧧 3 Yaş Çocuğunu Kreşe Alıştırma

KreşeGiden 2-6 Yaş Arası Çocukların Ailelerin Tatil Kararları ilgisini çekerek 3 yaşından itibaren çocukların birer tüketici olarak görülmesine sebep 3yaşında olacak kızıma kreş arama planları yaparken Kuğulu Montessori Anaokulu’nun önünden geçtim. Dışarıdan bakıldığında çok zevkle tasarlandığı belli olan okulun renkleri, bir Montessori okulu olması ve bahçesinin büyük olması benim Kuğulu Kreşyaşı kaç olmali deneyimli hanımlar tavsiyeleriniz nelerdir. Ana Sayfa. Anneler. Bebekler. Kadınlar. Videolar. Giriş Yap Kayıt. Ara. Ara. Sadece başlıkları ara Kullanıcı: Ara Gelişmiş Arama Register. Menü Giriş Yap Kayıt Nays Uygulamasına üye olarak anında 10 TL Kazanabilirsiniz. Alıştırmakülodu 2 yaş GittiGidiyor'da! alıştırma külodu 2 yaş modelleri, alıştırma külodu 2 yaş özellikleri ve markaları en uygun fiyatları ile GittiGidiyor'da! Contents 1 Bir okul öncesi öğretmenin ihtiyacı vardır?; 2 Hangi öğretmenin okul yıllarına baktığımızda?; 3 Öğrencilerin anaokulu öğretmeni olabilmek için yeterlidir?; 4 Bir anaokulu öğretmeni nasıl yetiştirilir?; 5 Okulöncesi öğretmeni nasıl olmalı?; 6 Anaokuluna yeni başlayan çocuğa öğretmen nasıl davranmalı?; 7 Anasınıfı öğretmenlerinin özellikleri Buhesaba devam edersek 10 yaşındaki bir köpeğin yaşı, insanın 57 yaşına eştir. 15 yaşındaki bir köpek ise 77 yaşındaki bir insanla aynı yaştadır. Bu hesap şekli akla uygundur. Bir köpek yaşı yedi insan yaşına eşittir düşüncesi seksüel olgunluğa erişmiş bir yaşındaki köpekle 7 yaşındaki bir çocuk arasında Zorunludankasıt da çocuğunu göndermeyen aileler tespit edildiğinde para cezası var. Zamanında esaplamıştım şimdi tam meblağı hayırlamıyorum ama para cezası da özel okul ücretinden ucuzdu. O nedenle kızımı çoğu zaman kreşe de göndermiyorum, öğleden sonra olunca kreşten çıkan arkafaşları ile telefonlaşıp 15 yaşına kadar en fazla üç çocuk; 3 yaşına kadar maksimum dört çocuk; 3 ila 6 yaş arasında en fazla sekiz çocuk; özen gösterin. Bilimsel bulgulara dayanan bu bakım temelli anahtar, her çocuğun gerekli ilgiyi almasını sağlamak için tasarlanmış, ancak Almanya'da büyük ölçüde zarar ChristopherWanliss yeni mülkünü kısa bir süre önce satın almıştı. 16,5 hektarlık bir ağaçlık arazide yer alan evi satın alan Christopher, sadece kendisine ait bir alana sahip olmaktan çok mutluydu. Ancak bilmediği, sahip olduğu arazide bir çeşit portal bulacağıydı. Yine de kaderin onun için yazdığı senaryo buydu. 9 , [ ? fk - u bir ! my ' } ve için ` n Bu ^ bu ~ de o mi O var T oΰ ne ` da U mı # a / değil " Evet n şey - çok ^g e I Ne Q+ Bir u i Z̾ O Ҿ o 4 m m daha Hayır r kadar 0 lar Ň Ben ama gibi 4 iyi Jv yok ler ki _ " Zorbalık tekrar eden kabalık veya tekrar eden kurbanlaştırmadır. Zorbalığın amacı hassas bir kırgınlık yaratmak veya daha fazla güç ve kontrol elde etmektir. Zorbalık aynı iki kişi arasında devam eder; sırayla farklı roller üstlenirler- kurban veya saldırgan. Kurban genellikle daha genç, küçük ve güçsüz ve PedagogDr. Adem Güneş bu eserinde, bir yandan çocuklara "zarafet ve nezaket" kazandıran, diğer yandan kendilerini kötü niyetli kişilerden koruyacak güce eriştiren Mahremiyet Eğitimi'nden bahsediyor. Her anne-babanın ve öğretmenin bilmesi gereken temel prensipleri adım adım okuyucusuyla paylaşıyor. İçindekiler. hFSIu. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Seydi Battal Gölgeli kreşe başlama yaşının belirlenmesi yönünde ailelere önemli tavsiyelerde bulundu Abone Ol Büyüyüp geliştikçe toplumsal hayatın içinde daha çok yer edinmeye başlayan çocuklar için okul öncesi eğitim süreci de önemli ve değerli bir aşamadır. Çocuklar; toplum hayatına alışmaları, paylaşmayı öğrenmeleri, becerilerini geliştirirerek okul eğitimine hazır hale gelmeleri ve okulda uyum sorunu yaşamamaları amacıyla okul öncesi eğitime başlatılır. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Seydi Battal Gölgeli, son 10 yıl içinde okul öncesi eğitim kurumlarına, pedagojik nedenlerle olduğu kadar ekonomik nedenlerle de daha fazla gerek duyulmaya başlandığını ifade ederek, kreşe başlayacak çocuklarda olması gereken özellikler, yaş sınırı ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında şunları söyledi;Olağanüstü bir durum söz konusu değilse; çocukları -3 yaşından önce aile ortamından ayırmamalı ve okul öncesi kuruluşlara kayıt ettirme kararı aceleyle verilmemelidir. Çünkü böyle yeni ve kalabalık bir hayata henüz hazır olmayan küçük bir çocuğun ihtiyacı öncelikle kreş ortamı değil, aile ortamıdır. Yeterli fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal ve toplumsal olgunluk kazanmadan kreşe gönderilen çocuk zarar görebilir ve bu zararlı tercihin izleri yıllarca onu olumsuz şekilde etkilemeye devam edebilir. Bu yüzden çocuğun kreşe gönderilebilecek olgunlukta olması TAKİP EDİLMELİ Bir diğer açıdan; çocuğunuz yaşına geldiği halde yaşına uygun becerileri sergileyemiyorsa ve yaşına uygun olgunluğa ulaşamamışsa, bunun nedenlerinin araştırılması ve değerlendirilmesi önemlidir. Örneğin kabaca, kendini neden ifade edemediğinin araştırılması, anneden ayrılmakta ne derece güçlük yaşadığının anlaşılması ve anne baba tutumlarının değerlendirilmesi gerekebilir. Gelişim geriliği gösterdiği belirlenen çocukların en hızlı şekilde doğru ve etkili özel eğitim olanaklarından yararlandırılması uygun olur.“GÜLE GÜLE” DİYEBİLİYORSA… Kreşe gönderilecek çocuklarda öncelikle bilinçsel ve fiziksel açıdan olması gereken özellikler şöyledir;Hoşçakal diyebilmeli Kreş çocuğunun derin bir kaygıya ve endişeye kapılmaksızın anne-babasına veya bakıcısına 'güle güle' veya 'hoşçakal' diyebilmesi, yani onlardan ayrılabilmeye hazır olması beklenir. Elbette kreşin ilk günlerinde biraz huzursuz olabilirler. Yalnız gün boyunca ağlayan bir çocuk kreş hayatına henüz hazır geçenleri anlatabilmeli Kreş çocuğunun anne-babasından uzaktayken yaşadığı önemli gelişmeleri ve kendisine yapılan yanlış davranışları; ayrıntılarıyla olmasa bile ana hatlarıyla anne-babasına aktarabilmesi gerekir. 'O beni dövdü', 'Öğretmen bana kızdı’, 'Teyze yemek vermedi' ve 'Okulda üşüdüm' gibi. Bu özellik; Türkiye’deki çok yetersiz bazı kreş ortamları düşünüldüğü zaman özel bir önem ihtiyacını söylemeli Kreş çocuğunun çişinin ve kakasının geldiğini söyleyebilmesi veya hiç olmazsa 'çişimi yaptım', 'kakamı yaptım' diyebilmesi beklenir. Ayrıca temel istek ve ihtiyaçlarını ve duygularını ifade edebilmesi beklenir. 'Acıktım', 'su istiyorum', 'karnım ağrıyor' gibi çok basit ihtiyaçlarını sözlü olarak anlatamayan bir çocuk kreşe gönderilirse sıkıntı kendi yemeli Kreş çocuğunun yemeğini kendi başına yiyebilecek durumda olması arkadaşlar istemeli Kreş çocuğu kendi başına arkadaşlık kurabilecek kadar başarılı olamayabilir. Ama çocuğun kreşe gitmeye ve yeni arkadaşlar edinmeye istekli olması süre uykuya ihtiyaç duymamalı Kreş çocuğunun beden gücünün ve enerjisinin fazla olması gerekir. Bu konuda bir ipucu olarak çocuğunuzun uyku düzenini gözden geçirebilirsiniz. Öğleden önce ve öğleden sonra uzun süre uyumaya ihtiyaç duyan bir çocuk, kreş hayatına ve programına henüz hazır seçebilmeli Kreş çocuğunun öğretmen yardımı olmaksızın bir etkinlik seçecek kadar bağımsız olması gerekir. Katıldığı etkinliği 10-20 dakika süreyle başarıyla devam ettirebilmesi toplayabilmeli Kreş çocuğunun; çoğunlukla, dikkati dağılmaksızın kurallara uyabilmesi ve verilen görevlere odaklanabilmesi gerekir. Örneğin resimli bir kitap okunurken kitaba dikkatini verebilecek bir düzeyde olması paylaşabilmeli Kreş çocuğunun diğer çocukların da duygu ve düşüncelerinin olduğunu bilebilmesi, onları anlayabilmesi, sıraya girmeyi bilmesi ve oyuncakları paylaşmaya hazır olması birkaç saat uzak kalabilmeli Kreş çocuğunun anne-babasından birkaç saat uzak kalabilmesi ve kendi kendine bir şeyler yapmaktan hoşlanması kadar sayabilmeli Kreş çocuğunun bazı şekilleri tanıması, bazı renkleri bilmesi, 5'e kadar sayabilmesi, düşüncelerini ve ihtiyaçlarını basit sözlerle ifade edebilmesi, adını eksiksiz olarak söyleyebilmesi, boya kalemi ve kurşun kalem kullanabilmesi tekerlekli bisiklete binebilmeli Kreş çocuğunun yeteri kadar dayanıklı ve dengesinin gelişmiş olması gerekir. Yerinde zıplayabilmeli, tek ayak üzerinde durabilmeli, koşabilmeli, topa tekme atabilmeli, çevresinden dolaşarak engelleri geçebilmeli ve 3 tekerlekli bisiklete KREŞ ÖZGÜVENE DARBE VURABİLİRKüçük bir çocuk henüz hazır olup olmadığı değerlendirilmeden kreşe gönderilirse, psikolojik ve topluma uyum sağlama konusunda bir takım sorunlarla karşılaşılması kaçınılmazdır. Sonradan yanlışlık fark edilerek hatadan dönülse bile olumsuz etkileri tamamen silinemeyebilir. Bu yüzden 3 yaşından küçük çocuğunuzu okul öncesi eğitime başlatmadan önce; kreş hayatına hazır olup olmadığının değerlendirilmesi için çocuğunuzun doktorunun veya bir çocuk psikoloğunun görüşlerine başvurmanız çok uygun ve yol gösterici olacaktır Erken kreşe gönderilen çocukların yaşama ihtimali olduğu sorunlardan bazıları;Çocuk anne-babasının kendisini ihmal ettiğini, evden uzaklaştırdığını ve hatta cezalandırdığını bile becerileri tam gelişmemiş olabileceği için öğretmenin talimatlarına ve sınıfın kurallarına soğuyabilir. İleriki eğitim hayatında çok başarılı ve eğitim kuruluşlarına karşı şüphe, endişe ve hatta korku yapısı olumsuz etkilenebilir. Hatta çok hırçın veya çok pısırık hale yapısı olumsuz etkilenebilir. Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun Okula alışma/ alıştırma sürecini genel hatlarıyla şurada, alıştırma sürecindeki oryantasyon tekniklerini ise şuradaki yazımda daha önceden anlatmıştım. Bugün biraz daha büyük çocukların büyük okuluna’ adaptasyonundan bahsedeceğim. Daha önce de söylediğim gibi buradaki süreç Türkiye’dekinden biraz farklı ilerliyor. 3 yaşındaki çocuğunuz Nursery denilen özel kreşlere gidiyor. Fakat 4 yaşına gelen her çocuğun Reception- bazı yerlerde Foundation da deniliyor- diye bir okula kaydının yapılması gerekiyor. Buna göre siz evinize en yakın 3 okulu tercih ediyorsunuz. Daha sonra çocuğunuz tercihleriniz arasından en uygun olan okula kaydediliyor. Bu okullar devlet okulları. Receptionları da devlet okullarının içindeki ana sınıfları gibi düşünebiliriz. Aslında tam bir hazırlık sınıfı. Neden Türkiye’deki anaokullarından farklı? Çünkü Türkiye’deki şimdiki sistemi tam olarak bilmesem de çocuklar Reception’da okuma yazma öğrenir, 1’den 20’ye kadar olan sayıları tanıma, yazma, okuma becerisi geliştirir. Reception’a çocuğunuz Nursery’ler de hazırlanır. Alfabe ve 1’den 10’a kadar olan sayılar öğretilir. 20’ye kadar ritmik sayma yaptırılır… Ela’nın okulundan her iki haftada bir eve ödev geliyordu. Buna göre kağıtta yazan harf ile ilgili evdeki bir eşyayı bulup çizmesi gerekiyordu. İşte ödevlerden birkaç örnek. Bunlar bizim Reception için ilk hazırlanma sürecimizi oluşturuyor. Nursery’lerde Türkiye’deki gibi sürekli veli toplantıları yapılmıyor. Sadece senenin sonunda 10 dakikalık bir geri bildirim veriliyor ve çocuğunuzun gideceği okula kapsamlı bir Geşiş Raporu’ gönderiliyor. Bu raporun bir kopyasını veli de alabiliyor. Raporda Ela’nın başlangıçtan bu yana hangi becerilerini geliştirdiği, hangilerinde desteğe ihtiyacı olduğu gibi Ela hakkıında genel ve özel bilgiler yer alıyor. Böylece yeni okulundaki öğretmeni Ela’nın Nursery macerasını daha Ela okula başlamadan öğreniyor. Bizdeki gelişim değerlendirmesi ve sene sonu karnesi gibi bir şey ama öyle süslü püslü değil çocuk hakkında gerçekçi bilgiler veren bir rapor. Yeni gelmişken şunu da söyleyeyim. Buradaki okullarda sene sonu gösterisi diye bir şey yok. Sergi vb. bir şey de yapılmıyor. Bunun yerine büyük okulu’na gidecek çocuklara Hoşçakal’ partisi yapılıyor. Bu partide çocukların severek oynayacağı oyunlar, aktiviteler ve yiyecekler falan yer alıyor. Biz başka bir şehirde olduğumuzdan bu partiye katılamadık. Daha fazla ayrıntı veremiyorum. Okulda fazla toplantı vb. yok dedim. Peki çocuğumuz ne yapıyor, okuldaki vakti nasıl geçiyor? Bunları nereden bileceğiz? Her gün çocuğunuzu almaya geldiğinizde kısaca o gün hakkında bilgi veriliyor. Bunun dışında bir de telefonunuza indirebileceğiz bir uygulama sayesinde okuldaki aktiviteler hakkında, çocuğunuzun okulda ilgi gösterdiği ya da katıldığı etkinlikler hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Burada sadece kendi çocuğunuzun fotoğraf ve videoları yer alıyor ve sizden başka kimse bunları göremiyor. En güzel tarafı siz de okul dışında herhangi bir faaliyet yaptıysanız bu uygulamaya ekleyebiliyorsunuz ve çocuklar birbirlerinin fotoğraflarına okulda bakıp o günleri hakkında sohbet edebiliyorlar. Bunun bir benzeri Reception’da var mı henüz bilmiyorum ama bizden ilk hafta için bir hediye kutusuna/ poşetine evle, Ela’yla ilgili çok özel ve anlamı olan şeyler dışında onu arkadaş ve öğretmenlerine tanıtacak bir şeyler koymamız istendi. Ailesinin bir fotoğrafı, gidip gördükleri bir yerde ya da unutulmaz bir etkinlik vb. bir şeye katıldıysa ona ait bir hatıra, mutlaka çocuğunuzun en sevdiği kitabı, oynamaktan çok keyif aldığı bir oyunu/ oyuncağı buna benzer şeylerle kutuyu dolduruyorsunuz. Bu kutuyu zaman zaman açıp içinde neler olduğuna bakıp birbirlerini daha iyi tanımaları sağlanacakmış. Çok değerli ya da kaybolmasını istemediğiniz bir şeyi koymayın dediler. Mesela onsuz uyuyamadığı bir uyku arkadaşı falan olursa bunu koymayacağız çünkü okul geri gönderene kadar bu kutu okulda kalacakmış. Bunları neden anlatıyorum? Çünkü kreşler velilerden gelecek önerileri ilgiyle değerlendirmek isterler ve sizler de böyle önerilerle giderseniz diye fikir olması açısından paylaşıyorum. Hem de bunlar da okula alışma sürecinin bir parçası olarak burada yapılıyor. Her okulda yapılıyor mu bilmiyorum ama en azından bizimkinde süreç böyle işliyor. Konumuz da oryantasyon olduğu için farklı teknikleri de görmüş oluyoruz. Şimdi anlatacağımın oryantasyona doğrudan katkısı var mı bilmiyorum ama okulla ev arasında bir köprü kurmak için basit ama etkili bir yol olabilir. Her çocuğun bir öğrenim yolculuğu’ndan geçeceğini kabul ediyorlar. Buna göre de 6 adet çiçek yaprağı verdiler. Çocuk evde bağımsızlığı için ya da bu öğrenim yolculuğunda yeni bir şeyi başarırsa bu yapraklardan birine yazıp yollayacağız. Örneğin yüzmeyi öğrenmesi, ikişer ikişer sayabilmesi, daha önceden hiç kurmadığı bir cümle vb. şeyler yazılabiliyor. Sene sonuna kadar bütün bir çiçeği tamamlayabilirsek bunu da dosyalarına ekleyeceklermiş. Sanıyorum bu dosya da year 1’a ilkokul 1. Sınıf geçerken Ela’yla birlikte gidecek bir dosya olacak. Bu da Reception’a ait bir şeylerle Year 1 oryantasyonuna yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Yani kısacası bir sonraki dönemin oryantasyonu hep bir önceki dönemden taslak olarak hazırlanıyor diyebiliriz. Okulların kapıları kale kapısı gibi korunduğundan ilk okul ziyaretinizi de ilk okul toplantınızda yapıyorsunuz. Bir toplantı deyince bilgilendirme amaçlı falan olacağını düşünmüştük ama bunun için bize okul dosyası verdiler. Bu dosyada ihtiyaç duyulan her türlü bilgi yer alıyor zaten. Çocukla gelinen ilk toplantı olduğu için çocuklar bir Reception sınıfına alındı ve onlar için önceden hazırlanmış oyunlarla okulu tanıma fırsatı buldular. Buradaki en önemli vurgu okul çok sevilen, keyif alınan bir yerdir, bugün sana bunun demosunu yaşatacağız.’ oldu. Her çocuk Reception havasını anne ve babalarının eşliğinde solumuş oldu. Bundan sonraki iki toplantı velinin oryantasyonu içindi. Okulu vs. anlatan ama biz Türkiye seyahatinde olduğumuzdan bu iki toplantıyı malesef kaçırdık. Bir sonraki görüşme çocukların kendi sınıflarında kendi öğretmenleriyle ilk görüşmeleriydi. Onlar sınıfta hem tanıştılar, hem oyun oynadılar. Bu sırada veliler okulun kafeteryasında bir araya getirildi ve çay/ kahve eşliğinde tanışıp kaynaşmaya vesile olundu. Bu toplantıdan günler sonra Ela bir parkta sınıf arkadaşını gördü ve birlikte bir gün geçirdiler. Bir sonraki görüşme ise ebeveyn- çocuk ve öğretmenin özel görüşmesi idi. Burada biz bir yanlış anlaşılma sebebiyle Ela’yı getiremedik ama özetle veli kendi gözüyle çocuğunu anlatıyor ve öğretmen ile tanışma fırsatı buluyor. Tüm bunlar böyle uzun uzun zaman dilimlerinde değil, aksine kimseyi sıkmadan olabildiğince kısa 1 saat bazen daha da kısa sürüyor. Bunlardan başka iki görüşmemiz daha kaldı. Bunların her ikisi de çocuksuz olarak yapılacak toplantılar. Birinde matematik birinde de okuma anlatılacak. Henüz deneyimlemedik. Bu toplantılar yapılırken Ela yeni okuluna başlamış olacak. İlk hafta bir kaç saat gidecekler. Sonraki hafta tam gün olarak 0850-1515 olarak devam edecekler. Bu toplantılardaki en önemli ayrıntı okula alışma yalnızca çocuğun değil, ebeveynin de alışması gereken bir süreç olarak değerlendiliyor. Bu yönüyle bizdekinden biraz farklı diyebiliriz. Sadece çocuk değil siz de okul tarafından bu yeni sisteme uyum sağlayacak şekilde hazırlanıyorsunuz. Ben Türkiye’de böyle bir deneyim yaşamadığım için elbette kendi yaşadığım, İngiltere’deki bir okulun sistemini anlattım bugün. Eminim daha farklı yöntemleri olan okullar da vardır. Fakat yazdıklarımın hiç biri öyle atla deve şeyler değil. Her biri biraz özveriyle Türkiye’de de yapılabilir, belki çok daha iyileri yapılıyordur da. Sadece söylemek istediğim hiç bir şey bir anda, damdan düşer gibi yapılmak zorunda değil. Farklı şekillerde de olsa oryantasyon bir çocuğun okula başlamasında başarı sağlamak için bence son derece önemli. Belki de sırf bu küçük alıştırma oyunlarından dolayı Ela büyük okuluna’ burada öyle deniliyor başlayacağı için çok çok heyecanlı ve bu heyecanını bütün bir yıl yaşayacağını umuyorum. Umarım benim kızım da okul yolunda gelip giderken tanıştığım büyük okul’lu çocuklar gibi severek, isteyerek ve zorlanmadan gidecek. Sizlerin de şahit olduğunuz ya da birebir deneyimlediğiniz oryantasyon süreci ya da tekniği varsa bana yazarsanız çok mutlu olurum. Büyük Okuluna’ gitmeye hak kazanan tüm çocuklarımıza ve onların değerli anne babalarına mutlu ve eşsiz bir eğitim dönemi dilerim. Sevgiler. Türkiye'de 0-2 yaş aralığındaki çocuklar kreşe niçin az gönderiliyor? Yorumlar Menekse Tokyay • Son güncelleme 31/07/2019 Türkiye, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün OECD gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, 0-2 yaş aralığında kreş ve benzeri kurumlara kayıt oranında en alt sırada yer alıyor. Belçika ve Danimarka’da yüzde 60’ların üzerinde olan bu oran, Türkiye’de yüzde 0,9. Türkiye'de kreş çağındaki çocuk sayısı, TÜİK'in 2018 sonu verilerine göre 9 milyon 361 bin düzeyinde. Öte yandan, TÜİK’in hazırlamış olduğu Aile Yapısı Araştırması, 1 milyon 230 bin kadının çocuklarına baktıkları için iş gücü piyasasına hiç girmediklerini tespit ederken, 1 milyon 112 bin kadın ise çocuk bakımı nedeniyle işten Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in soru önergesine cevaben Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un açıkladığı rakamlara göre, sadece 2 bin 762 çocuk bakanlık desteğiyle ücretsiz olarak kreş, gündüz bakım evi ve çocuk kulübünden yararlanabilirken, devlete ait bu kurumlarda sadece 100 çocuktan birine yer kreş ücretleri yüksekÖzel kreşlere asgari ücretle çalışan kadınlar çocuklarını gönderemezken, bir işverenin kreş açması için ise 100 kadın personelinin olması gerekiyor. Ekonomik krizle birlikte hanelerin alım gücünün azalması ise, kreş ödemelerinin aile bütçesiyle orantılı olarak yapıldığı Avrupa ülkelerinin aksine, kreş maliyetini karşılama güçlüğü sebebiyle kadınları evde çocuk bakmaya yaşanan çocuk kazaları ve özellikle servis araçlarında güvenlik önlemlerinin standartlaştırılmaması da aileler için endişe kaynağı işgücüne katılım oranının TÜİK’in son verilerine göre yüzde 28 düzeyinde kaldığı düşünüldüğünde, Türkiye’de 100 çocuktan sadece 1’inin 0-2 yaş aralığında kreşe gönderilmesi, bunun ardındaki sebeplere dair soru işaretlerini gündeme Türkçe konunun taraflarına ulaşarak, söz konusu yaş aralığında çocukların kreşe gönderilme oranlarının düşüklüğünün ardındaki sebepleri ve belirleyici dinamikleri araştırdı."Annenin iş hayatından kopmaması için kreş şart"Aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Emel Parlar Dal, 2008 yılında doktora tezini hazırlarken oğlu Berkin’i 1 yaşında İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kreşine veren bir anne.“O dönemde bütçemize uygun olarak çok düşük ücretli bir kreş bulmuştuk. Eve bakıcı almak çok daha maliyetli olacaktı ve emzirme döneminde olduğum için doktora tez yazımına konsantre olmamı engelleyecekti. Bakıcıya da güvenemiyordum,” diyen Parlar Dal, temiz, profesyonel ve evine yakın bir kreş bularak iş hayatından kopmamayı başarmış.“Erken çağda kreşe gitmek, çocuğun motor kapasitesi ve sosyal gelişimi için gerekli. Yarım gün şeklinde haftada 3 gün kreş modellerinin de yaygınlaşması lazım. Ben diğer çocuğumu da 2,5 yaşında haftada 3 gün verdim,” diye süredir işsiz olan Deniz Eralp ise kızı 14 aylık olduğunda kreş arayışına başlayan bir anne. Ancak, evine yakın yerlerdeki kreşler çok pahalı olduğu için, ancak haftada bir gün 2 saatlik bağlanma atölyesine iki ay katılacak kadar bir bütçe ayırabilmiş.“Yürümeye başladıklarında bir eğitmen eşliğinde önce anneyle haftada birkaç saat, sonra yarım gün gitmelerinin hem lohusa dönemindeki anneye hem de bebeğin sosyalleşmesi açısından faydalı olacağını düşünüyorum,” diyor büyüklerinin bakımı tercih sebebiAnkara’da yaşayan Muharrem Uyanık ise, çocuğunu kreşe göndermeyi reddetmiş bir baba; zira 0-2 yaş aralığında aile büyüklerinden yardım istemeyi daha doğru bulmuş. Eşi de bu esnada çalışma hayatındaki yerini korumuş.“Eşim başlangıçta kreş taraftarıydı, ancak hiçbir sevginin aile sevgisinin önüne geçemeyeceğine inandığımız için kreşe ancak 4 yaşından sonra gönderdik,” Mutlusoy Öktem, Ankara’nın Çankaya ilçesinde orta ve orta-üstü gelir düzeyine sahip ailelerin tercih ettikleri Binbir Çiçek Anaokulu’nun kurucusu ve müdürü. 2009 yılında kuruluşundan beri 0-2 yaş aralığındaki çocukların tüm çocuklara oranı yüzde 8 ila 10’u kadar olmuş.“Bu yaş aralığındaki çocukların kreşe verilme oranının görece daha düşük olmasının sebebi, sosyolojik olarak Türk aile yapımızdan kaynaklanıyor. İnsanlar çocuklarını korunmaya muhtaç görüyorlar ve en eğitimli insanlarda bile evde bakılamayan çocuk kreşe gidermiş gibi yaygın bir algı yaratılıyor. Onun yerine çocuklarını profesyonel olmayan kişilere emanet ediyorlar,” diyor kreşler risk doğuruyorÖte yandan, sektörde 0-2 yaş aralığına yönelik hizmet veren kreşlerin mutlaka Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olması gerektiğine dikkat çeken Öktem, “merdiven-altı” kreşlerin doğurduğu güvenlik riskine ve buna dair çıkan haberler sebebiyle kreşlere gönderme konusunda halkın güveninin sarsıldığına değiniyor.“Çocuğun bilişsel gelişimi açısından en önemli yaş aralığı olan 0-2 yaş aralığında çocuğa pedagojik yaklaşılmaması, ileride çok büyük sorunlara yol açabiliyor. Yatılı bakıcı ile aynı evde yaşayan çocuğun zihninde evin içinde iki kadın figürü yerleşiyor; aile büyüklerine emanet edilen çocuklar çok erken yaşta televizyonda kadın programları izleyerek yemek yemeğe alıştırılıyor.”MEF Üniversitesi Psikoloji bölümünden Melis Yavuz Müren, gerek aile büyüklerinin bakması, gerekse bir bakıcıya emanet edilmesi durumlarında ailelerin çocuklarının tek bir kişiden bakım almasının, bir kişinin pek çok çocukla ilgilenmesinden daha olumlu olacağını düşündüğünü belirtiyor.“Kreşlerde, bakımevlerinde bir bakıcının ilgilenmesi gereken çocuk sayısı bazen fazla olabiliyor. Bu da ailelerin çocuklarının ihtiyacı olduğunda bu ihtiyacı hızlı ve güzel şekilde, sevecenlikle karşılayabilecek birinin olamayacağına inancını pekiştiriyor,” diyor Yavuz Müren’e göre, bağlanma teorisi bakış açısı ile çocukların 8 ay ile 1,5 yaş arasındaki dönemleri bakım verenleri ile güvenli bir bağlanma ilişkisi kurmaları için önemli bir dönem ve bu dönemde çocukların bir bakım veren -genellikle anne- ile güvenli bir bağ oluşturması, sıkıntı yaşadığında bu bakım verenin yanında olacağını bilmesi, olumsuz durumlarda yardım alabileceği bir kişinin olması ve çocuğun bu kişiye güveniyor olması ileriki sosyal, psikolojik, bilişsel ve fiziksel gelişimi için çok önemli.“Bu ilişkinin olumlu bir şekilde gelişmesi için ise tutarlı/sabit bir bakım verenin çocuk ile ilgilenmesi, çocuğa kendini güvende hissettirebilmesi, çocuğun kaygı, stres gibi olumsuz duygularının regulasyonunda çocuğa yardım edebilmesi ve bu duygular veya olumsuz durumlarda çocuğun yanında olması, hızlı ve etkin şekilde çocuğa cevap verebiliyor olması gerekir,” diyen Yavuz Müren ekliyor“Tüm bunlar çocuğun bu kişi ile azımsanmayacak bir vakit geçirmesini ve bakım veren kişinin sabit olmasını gerektirir. Dolayısıyla kreş sisteminde çocuk ile ilgilenen kişilerin değişkenlik gösterebilmesi ve çocuğa zamanında cevap verememe riskinin yüksek olması, çocuğun bir bakım veren ile bu tip bir güvenli bağlanma ilişkisi geliştirmesini engeller.”Kreşler 3-6 yaş aralığı için daha cazip olabiliyorYavuz Müren’e göre, kreşlerde çocukların çeşitli aktiviteler yapıp yaşıtları ile zaman geçirmeleri, sosyal kuralları öğrenmelerinin avantajları ise daha çok 1,5 - 2 yaş aralığındaki çocuklara hitap ediyor, dolayısıyla 0-2 yaş çocuk sahibi anneler kreşin gerekli olmayabileceğini düşünebiliyor.“Öte yandan, kreşler, belli prensipler ve kurallara göre işliyor; yemek saati, uyku saati, oyun saati daha net ve düzenli. Bazı aileler çocukların bu düzen için 3 yaşından önce çok hazır olmayacaklarını düşünebiliyor ve bu nedenle çocuklarını ilk yaşlarda kreşe göndermek istemiyorlar. Bazı çocuklar gerçekten hazır olmayabiliyor da. Hazır olmadıklarında ise, sonrasında okul reddi gibi sorunlar yaşanabiliyor,” diye ekliyor Yavuz Müren."Çocuklar deneyimleyerek ve keşfederek öğrenebiliyorlar; beyin gelişimleri de en çok 0-5 yaş aralığında yaş aralığında çocukların farklı ortamlara girmesi, farklı deneyimler yaşayabilmeleri beyin gelişimleri için çok olumlu iken, bu deneyimleri edinirken kendilerini güvende hissetmeleri, ihtiyaçlarına duyarlı cevap verebilecek sabit bir kişinin varlığı da önemli. Özellikle 0-2 yaş aralığında kreşin ve kreşte bakım veren kişilerin çocuğun bu ihtiyaçlarına cevap verebilecek yetkinlikte olmasına dikkat etmek gerekiyor." Çocukları ilk kez kreşe başlayan annelerin, bu süreçte mutlaka çocuklarının yanında bulunmaları ve kesinlikle çocuktan gizlice kaçmamaları gerektiği belirtildi. Kreş için en uygun döneminin belirlenmesinde fiziksel gelişim ile kişilik özelliklerinin önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Runa İdil Uslu, "Çocukların normal koşullarda yaşında kreşe başlaması uygundur. Annenin çalışıyor olması ya da bakıcı sorunu gibi zorunlu hallerde bile yaşına kadar evde bakım yapılmalı, yaşından itibaren kreşe verilebilir" dedi. Çocuğun ilk üç yaşta kendine birinci derecede bakım veren kişiye bağlandığını ifade eden Uslu, bu dönemden önce kreşin uygun olmayacağını bildirdi. Uslu, bakım veren kişiyle çocuğun arasındaki olumlu iletişimin bağlılık duygusunu geliştirdiğini belirterek, "Bu bağlanma, 6 aydan itibaren ayrılma kaygısını getiriyor. Sağlıklı bir çocuk, bu aydan itibaren bağlandığı kişiden ayrılmaya itiraz edebiliyor" diye konuştu. Ayrılma kaygısının, 8 aylık bebeğe bir yabancının yaklaşması halinde bebeğin anneye sarılması, yüzünü gizlemesi ya da suratını asması gibi davranış biçimleriyle gösterdiğini anlatan Uslu, bu dönemde çocukların yabancılardan hoşlanmadığını, korktuğunu ifade etti. Uslu, bu tepkilerin sağlıklı bağlanma işareti olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti "Çocukların hissettikleri ayrılma kaygısı zaman içinde güçlenir, yaşlarında en üst düzeye çıkar, sonrasında ise yavaş yavaş becerilerin gelişimi ile birlikte azalır, ancak kesinlikle hiçbir zaman sıfırlanmaz. Sağlıklı gelişim gösteren bebekler, yaşlarında bakım verenin kısa sürelerle gözünün önünden uzaklaşmasına tahammül edebilir. Bunun için çocuğun annesinden uzaklaşabilmesi için, kreşte bağlanabileceği birisini bulması gerekir. Bu kişi de tercihen öğretmen olmalı. Bebek kreşte öğretmenine bağlanabildiği anda annesinden kısa süreli ayrılmaya tahammül edebilir. Bağlanacak birisi yoksa çok yoğun ayrılma kaygısı yaşar." ''Ayrılık süreleri aşamalı olarak artırılmalı'' Çocuğun, kreşte öğretmenine bağlanması için de zaman gerektiğini vurgulayan Uslu, şunları ifade etti ''Kreşe başlatırken ayrılık süreleri aşamalı olarak artırılmalı. Çocuğun kreşte vakit geçirdiği zaman dilimi yavaş yavaş artırılmalı. Çocuk, her gün kreşe gitmeli ancak annesi de kreşte durmalı. Çocuk, annesinin onu beklediğini bilmeli. Çünkü, ilk günlerde annenin yanından ayrılmayabilir, etrafı keşfetmeye çalışır ve dönüp dönüp annesine bakar ya da oynarken annenin yanına gelir ve tekrar oyuna döner. Yavaş yavaş ortama alışmaya başlar. Çocuk, ilk günler bir saat olacak şekilde anne ile birlikte oyun saatlerinde kreşe gitmeli. Kreşe devam edebilmesi için kreşten zevk alması gerekir. Kreş çıkışında çocuğa, beraber oynanacak bir oyun, birlikte parka gitme gibi ödüller verilmeli. Ayrılma kaygısı sürüyorsa aşamalı alıştırma sürdürülerek faaliyet saatlerini de kapsamalı, üçüncü aşamada öğle yemeğine kadar kalınmalı, son aşamada ise uyku saati ve tam gün kreşte vakit geçirilmeli. O süreçler içerisinde de anne, ilk günler orada otururken, daha sonra çocuğunu 'Şimdi gidiyorum, 2 saat sonra gelip seni alacağım' diye bilgilendirmeli ve mutlaka söz verilen saatte orada olmalı. Kesinlikle, çocuktan gizlice kaçılmamalı, ancak çocuğu bırakırken kararlı davranılmalı. Anne, ayrılıkla ilgili kendi kaygısını çocuğa yansıtmamalı." Uslu, çocuklarda zaman kavramı gelişmediğinden dönüş saati ile bilgilendirmenin de "uyandıktan sonra", ''oyun saatinden sonra'' gibi ifadelerle anlatılması gerektiğini sözlerine ekledi. KAYNAK AA Anaokuluna başlayan çocuğun psikolojisi nasıldır? Çocuğunun ilk güven duyduğu nesne annesi, yani sensin. Çocuğun anaokuluna başladığında senden, tanıdığı ev ortamından, yani güvenli bölgeden uzaklaşmış olacak. Hiç tanımadığı bir ortamda ilk kez bir birey olarak tek başına bulunacak. Yeni ortam ve yeni arkadaşlar çocuğun için korkutucu ve güvensiz bir durum olarak algılanailir. Bu çok normal. Çocuğun çekingen ya da utangaç mizaçlı olabilir. Bu yüzden yeni bir ortama girmek onu diğer çocuklardan daha fazla zorlar. Çocukları anaokuluna alıştırma yöntemleri neler? Anaokuluna gitmek istemeyen çocuğa nasıl davranılmalı, hangi yanlışlar yapılmamalı? Çocuğunu anladığını ona belli et “Kocaman çocuk oldun, ağlama!”, “Bak, şu arkadaş ağlıyor mu?” gibi ifadelerle çocuğunu yargılama. “Artık anaokuluna gidecek kadar büyüdün, bu beni çok sevindiriyor.” gibi yapıcı cümleler kur. Yaşadığı korkuyu anladığını, saçma bulmadığını, kreşe gittiğinde neler kazanacağını ona sakince anlat. Okul öncesi eğitimin anlam ve önemi için tıkla Anaokulunun faydaları neler? Anaokulu hazırlığını son güne bırakma Anaokuluna başlamadan bir süre önce çocuğuna bu durumu haber ver. Anaokuluna uyum sürecinde stresini azaltmak için belli saatlerde oda toplama, yemek yeme ve uyuma gibi ihtiyaçlarını düzene sok. Birlikte anaokulunu görmeye gidin Başlamadan nereye gideceğini, nasıl bir ortamda bulunacağını görmesi için onu yazdırdığın kreşe götür. Anaokulu aktivitelerinden bahset Öğretmenleri ve arkadaşlarıyla birçok etkinlik yapacağını, yeni şeyler öğreneceği anaokulu etkinlikleri ile günün çok iyi geçeceğini ona anlat. Çocuğunu heveslendir. Yeni arkadaşlar edineceğini söyle Kendi yaşıtında birçok arkadaş edineceğini, oyuncaklarla birlikte oynayabileceklerini çocuğuna anlat. Her an onunla olamayacağını bilmeli “Okula giderken sana eşlik edeceğim.”, “Akşam seni almaya geleceğim.”, “Öğlen bir ara uğrayacağım.” gibi cümlelerle ona rahatlat. Bu şekilde her an birlikte olamayacağınızın mesajını da vermiş olacaksın. Bazı çocukların ağlayacağını söyle Anaokulu çıkışında, kendilerini almaya geç kalan aileleri nedeniyle bazı çocukların ağlayacağını ona söyle. Bunun normal olduğunu, annelerinin onları almaya geleceklerini unutmuş olabilecekleri için ağladıklarını anlat. Oyun grupları ile onu alıştır Bir yöntem de iki-üç saatlik oyun grupları ile çocuğunu anaokuluna alıştırmak olabilir. Bu, çocuğundan uzun süre ayrılma fikrine alışman bakımından senin için de faydalı olabilir. Uzmanların eğitim verdiği, yaş gruplarına göre etkinliklerin düzenlendiği çocuk oyun grupları ve atölyeleri burada, iletişime geç istersen. Geldi çattı Anaokulunda ilk gün Bazı anneler anaokuluna daha çabuk alışsın diye çocuğu öğretmene teslim edip ortadan kayboluyor. Fakat bu, çocuğunun yaşadığı güvensizlik duygusunu tetikleyebilir. Ve unutma, her çocuk aynı değildir. Bu konuda uzmanlar da aynı görüşte değil. Kimisi çocuğu bırakmalı ve vedayı kısa kesmeli, kimisi çocuğun yanından ayrılmamalı diyor. Bu yüzden öğretmeniyle konuşabilir, çocuğunu gözlemleyerek duruma karar verebilirsin. Mümkünse okul çıkışı onu almaya sen git ve geç kalma. Babası ya da başka biri alacaksa çocuğunu önceden bilgilendir. İş veya farklı bir sebepten dolayı geç kalma ihtimalin varsa bu durumu, nedenleri ile birlikte çocuğuna önceden anlat. Yemek yemesi ve uyuması için onu zorlama İlk gün arkadaşlarıyla birlikte masaya oturup yemek yemek istemiyorsa ya da uyku saatinde uyumayı reddediyorsa onu zorlama. Bu şekilde üzerinde baskı hissetmeyeceği gibi, anaokulunu uyunması ve yemek yenmesi gereken sıkıcı bir yer olarak görmekten de kurtulur. "Acaba erken mi oldu?" diye düşünüyorsan oku Çocuğunu Anaokuluna Ne Zaman Göndermelisin? “Çocuğum okulda ağlıyor” diyen birçok anne bu hataları yapıyor Sen yapma! Bir süre yanında durduktan sonra dikkatini başka yöne çekip, okuldan ayrılma. Çocuğun dönüp baktığında seni göremeyince daha çok ağlayacak ve hem sana hem de anaokuluna olan güveni sarsılacak. Okula gittiği için çocuğunu ödüllendirme. Onun büyüdüğünü görmekten mutlu olduğunu ve her zaman yanında olacağını anlamasını sağla, yeter. Anaokuluna gitmeyi ekstra bir şey olarak görmemesi lazım. Ağlaması ve anaokuluna gitmek istememesi sende de kaygıya, paniğe, üzüntüye yol açmasın. Olabildiğince rahat davran. Çocuğun endişeli olduğunda hisseder ve daha çok korkar. “Belki bir sene daha beklemeliyim.” kararını tek başına verme. Çocuğunu yuvaya alıştırmak için elinden geleni yaptın ve hiçbir koşulda gitmek istemiyor mu? İşte o zaman bir pedagogla görüşmelisin. Ama unutma; bu bir süreç. Çocuğuna yeteri kadar zaman tanıdığından emin ol. Doğru anaokulu olduğundan emin misin Anaokulu Seçerken Dikkat Etmen Gereken 6 Şey

3 yaş çocuğunu kreşe alıştırma